Öldükten sonra kahraman oldu

Düşünsenize yıllarca çalışmış, uğruna 7.5 yıl hapis yatmışsınız ama insanlar sizi anlayamamış. Bir helikopterle karlı dağlarda kaybolunca değerin anlaşılmış.

Bir tablo yapmışsınız, kimse bir kuruş vermemiş, aradan yıllar geçtikten sonra tablonuz altından değerli olmuş.

Kurtuluş Savaşı bitmiş ve bu millete bir şiir lazım denmiş, İstiklal Marşı’nı yazmış, verilen ödülü almamış, sırtına giydiği paltoyu ödünç almış, şimdi kitapları satış rekoru kırıyor, Türk Halkı Milli Şair unvanını ona vermiş.

Güneydoğu’dan çıkmış ateşin bir zekâ ve inanılmaz bir hatip. Bu topraklara din ve fen ilimleriyle eğitim veren bir üniversite kurmazsak, buradaki kargaşa teröre dönüşecek demiş. Bu düşüncesinden dolayı yıllarca memleket zindanlarında yatmış, kitaplarını baklava kutularına yazmış, kirli bir döşekte silahlar başına çevrili halde vefat etmiş. Mezarının başına bir taşı bile çok görmüşler...

Şimdi kitapları tüm dünyada basılıyor ve okunuyor, adına üniversitede kürsüler kuruluyor televizyonlar onu anlatıyor…


Şiir yazmak ve bir kitabı bir kelimeyle özetlemek şimdi mümkünse, o bunu Zindandan Mehmed’e mektubunda yazmış. Amerikan Koleji’nde okumuş, Fransa sokaklarında gezmiş ve Anadolu Çocuğu olduğunu unutmamış. Ömrü memleket zindanlarında geçmiş. Vefat ettiğinde borçları yine “Öldükten Sonra Kahraman ” olacak biri tarafından ödenmiş. Şimdi kitapları baskı rekoru kırıyor, kendi sesinden okuduğu şiirlerini çocuklar ezbere okuyor..

Genç yakışıklı ve güzel yüzlü şair, ömrü memleket zindanlarında geçmiş, zindanlar dar gelince ülkesini bırakıp güzel kızların ülkesinden;

“Yoldaşlar, nasip olmazsa görmek o günü,
Ölürsem kurtuluştan önce yani,
Alıp götürün
Anadolu'da bir köy mezarlığına gömün beni.”


Demiş ve gurbette ölmüş, hala gurbette. Şimdi yeniden Türk Vatandaşı. Kitaplarını basan yayınevi sahipleri hapse giriyordu, şimdi zengin oluyor.

Binlerce Türk Genci şiirlerini ezbere biliyor. Adına diziler filimler çevriliyor…

Bir devrin hazımsız ihtirasların kurbanı bir lider. Anadolu Halkı’nın, “ayağımız gara lastik, soframız ekmek buldu” dediği sıra dışı bir siyasi.

Atatürk’ü kıskanan, Atatürk’ü kendine rakip gören, ihtirasına bir nesli feda eden bir cambazın darağacında küsmeden ötelere giden yiğit insan.

O günlerde tek dostu, mahkeme salonunda “ben O adamı sevdim” diyecek cesareti olan bir tek kadın.

Şimdi adına Anıt Mezar yapıldı, itibarı iade edildi, adı dillere destan oldu. Açtığı çığır, yürüdüğü yol “DEMOKRASİ” kelimesiyle özetlendi. O bir kelimenin hatırı için yağlı ilmiğe razı oldu.

O kelime dünya haklarının, çağdaş rejimlerin özeti oldu. O gitti, söylediği bir kelime dünyaya mal oldu..
Tüm “Öldükten Sonra Kahraman ” olanların yanında, o günde, o devirde kahraman olan “Sahte Kahramanlar” vardı.


Öldükten Sonra Kahraman olanlar unutulmadı, Sahte Kahramanları ise, kimse hatırlamıyor.

Sahte kahramanların özelliği; yalan ve iftiralara sığınmak, öldükten sonra kahraman olanların özelliği de bu iftiraların ve yalanların bedelini ödemek.

Kader kime ne görevi vermişse, onu ifa eder. Her ne olursa olsun…

Kader Adalet eder…

TABELA KONUSU HAKKINDA KISA BİLGİ…

Maalesef İzmir Büyükşehir Belediye Başkanlığı’nın yaptığı haksız uygulama devam ediyor. Şirketin tabelası yok.

Kelaynak kuşu gibi duruyor!

Konu CHP Genel Başkanı Deniz Baykal’a, tüm İzmir Milletvekillerine faks ile bildirildi.

CHP İzmir Milletvekili Sayın Selçuk Ayhan konuyla ilgili telefonla aradı ve “ böyle bir uygulama CHP’nin uygulaması olamaz Aziz Bey'e konuyu ilettim, faksı da Aziz bey'in sekterine gönderdim.

En kısa sürede bu haksız, hukuksuz uygulamayı çözeceğiz dedi.”


Sayın CHP İzmir Milletvekili Selçuk Ayhan’a teşekkür ediyoruz. Bekleyip göreceğiz?

Bu olaylar Sahte Kahramanların bir provokasyonu ise, bu provokasyonu bozacağız.

Bu haber 28/04/2009 tarihinde eklenmiştir.