ERBAA'DAN İZMİR'E AZİZ KOCAOĞLU PORTRESİ...

Halkı ezdirmeyen,
İnsanları böldürmeyen,
Rantçıları güldürmeyen,
Yetim hakkını yedirmeyen,
Habire de borç ödeyen.
Büyük Başkan Aziz Kocaoğlu…


İşte Aziz Kocaoğlu’nu en iyi anlatan dizeler. Şimdi diyecekler ki, hemşerisine torpil geçmiş. Desinler bizim topraklardan çürük elma çıkmaz. CHP, MHP, AK PARTİ fark etmez. Toprak sağlam, hangi saksıya gitse serpilir meyve verir.

Aziz Kocaoğlu, 1948 yılında Tokat’ta doğdu. 1973 yılında Ege Üniversitesi İktisat Fakültesi’nden mezun oldu. 1974’te İstanbul Üniversitesi’nden İşletme dalında Mastır yaptı.

1975-1978 yılları arasında gizlenen! bir kamu kuruluşunda çalıştı.

Kamu kuruluşunda çok sıkıldığı için, bir yıl özel sektörde yöneticilik yaptı. Özel sektör de aradığını bulamayan Kocaoğlu, 1979 yılında kendi işini kurdu.

Her başarılı ve zengin işadamının sıçrama tahtası olan, toprak sanayi alanında çalışmaya başladı.

Belediye Başkanı olduğunda estirilen havanın aksine beş yaşından bu yana CHP`liymiş, hatta babasının iş yerinin yanında bulunan dükkan CHP`nin ilçe binasıymış.

Muhtemelen kirasını da almamışlardır!

CHP Gençlik Kolları’ndan başlayarak, sırasıyla CHP Bornova İlçe Başkan Yardımcılığı yaptı.. [2001-2003]

28 Mart 2004 seçiminde CHP’den Bornova Belediye Başkanı seçildi. 21 Haziran 2004 tarihinde gerçekleştirilen Meclis Toplantısında oybirliğiyle, İzmir Büyükşehir Belediye Başkanlığı'na getirildi.

Aziz Kocaoğlu, evli ve iki çocuk babasıdır.

Aziz Kocaoğlu’nu AK PARTİ’ye geçecek diye yaygara yapanlar, iki çocuğu olduğunu bilmiyorlar, sayın Başbakan üç çocuğu olmayanı partiye kabul etmiyor!


Aziz Kocaoğlu’nu İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı olduktan sonra fark ettim. İlk dikkatimi çeken özelliği açık oturumlarda sıkıştırılınca sinirlenmesiydi.

Aziz Kocaoğlu İzmir Büyükşehir Belediye başkanı olduğu ilk sene sadece iki saat uyumuş. Sonraki sene üç saat, daha sonraki seneler beş saat olarak sabitlemiş.

Şimdi bu fedakârlığı ve açık yürekliliği görüp de kıskanmamak mümkün mü?

Demek ki Kemal Karataş bu nedenle kıskanıyormuş... Hâlbuki kendisi kordon boylarında balık tutarken kimse kıskanmıyor. Sadece Rastgele diyor. Biliyorsunuz olta balıkçığı, sadece zevktir. Kırk yılda bir balık denk gelirse ne ala, gelmezse oltayı atıp durursun.

Kemal Karataş hem siyasi hayatında, hem de balıkçılık merakında boşa atıyor, dolu alamıyor.

Son Baykal ziyaretinde yakın arkadaşı Mehmet Ali Susam'la pek sıkı görünüyorlardı. Allah muhabbetlerini artırsın.

Salon ise Aziz Kocaoğlu’na sevgi sloganlarıyla inliyordu. Baykal’ı ilk defa bu kadar şaşırmış gördüm. Salondaki kalabalık organize edilmiş gibi değildi. Hepsi içten gelerek ‘bir daha, bir daha ‘ sloganlarıyla salonu inletiyorlardı.

Baykal bu atmosfere daha fazla dayanamadı ve bir iki ipucu verdi. Kemal Karataş’ın kalbi yerinden fırlayacak gibiydi. Yanındaki arkadaşı da, çok masum ve suçlu gibi sessiz duruyor, coşkuya katılmıyordu.

Aziz Kocaoğlu göreve geldiği bir yıl içerisinde acemilik çektiğini, İzmir’i ve sorunlarını ilk bir yıl içinde tanıdığını itiraf etti.

Hiç gizlemedi.

Bu kadar açık yüreklilik beni şaşırttı. Bizim toprakların adamı mert olur ama böylesi saf su katılmamışı pek az bulunur.

İlk yıl tek avantajı olan İktisat Fakültesi imdadına yetişti. Çünkü Belediye Bütçesi yerle bir edilmişti. Rahmetli Piriştina seçim kazanma azmiyle belediyeyi inanılmaz bir borç batağına sürüklemişti. Aziz Kocaoğlu ilk iş olarak hesap kitaba sarıldı ve başladı borçları ödemeye.

Aziz Kocaoğlu her fırsatta en çok borç ödeyen belediye olduklarını söyleyerek bu gerçeği ifade eder.

Şimdi bu satırları yazıyorum diye beni Ahmet Piriştina düşmanı sanacaklar. Rahmetli benim gibi biraz müsrifti, bunu Musavat Dervişoğlu’nun söylediği felsefe gereği yazmamam lazım ama harcamaların ayarı yoktu.

Ahmet Piriştina belediyeyi bir holding gibi yönetti. Ahmet Sarışın’ın icraatlarından etkilendiği açıktı. Konak meydanındaki düzenlemeler AK PARTİ tarafından beğenilmese de, bence mükemmeldi.

Rahmetli kendinden emindi, ne yapacağını iyi bilirdi, konuşmalarını babacan bir tavırla sürdürürdü. Hasan Tahsin’i bile kuzuya çevirmişti. Bilirsiniz Hasan Tahsin eskiden Ekrem Demirtaş’ın en keskin şaraplarından da sertti.

Ben hep Ahmet Vardar’a benzetirdim, şimdi baya törpülenmiş, akademik ve uzun yazılar yazıyor. Bir de Ergenekoncu Paşaların doğum günlerini hiç unutmuyor. İddiaya giriyorum Hasan Tahsin, yengenin yaş günlerini kesin unutuyordur! Yanılıyorsam bir kasa Efe Rakı borcum olsun’ Ekrem Demirtaş, hakkında yazdığım yazıyı çok beğenmiş benimde rakı sevmediğimi bilmediği için göndermiş, ben de ziyan olmasın diye Hasan Tahsin’e göndereceğim!

Konuyu dağıtmayalım, laf aramızda Aziz Kocaoğlu’nun Facebook’ta 153 hayranı var..

Bu arada Aziz Kocaoğlu, Ekrem Demirtaş ın Tarım Üniversitesi ve Organik Ürün projesinin benzerini Büyükşehir Belediyesi`nde Tarım Daire Başkanlığı kurarak gerçekleştirmiş.

Aziz Kocaoğlu, STV deki Beşinci Boyut dizisindeki gibi hiç yokken ayak bileğini kırdı ve bu kadar karışık bir ortamda evinde istirahat etmek zorunda kaldı.

Kemal Karataş bunu fırsat bilerek farklı arayışlara girdi ama AK PARTİ’liler dâhil tüm İzmirliler Başkan Kocaoğlu’na geçmiş olsun ziyaretine gittiler.

Beş yıldır kıyasıya eleştirilen Aziz Kocaoğlu bir anda paylaşılamaz oldu. Sanki sihirli bir el değdi ve herkes Aziz Kocaoğlu tarafına geçti.

Baykal’ın dilini çözdüren olaylar bir halk hareketi’

Star ve Ege Manşet Gazetesi yazarı Halit TUNÇ’a göre; Aziz Kocaoğlu’nun iyi bir AK PARTİ’liden farkı yok. Aziz Kocaoğlu ile AK PARTİ terminolojisi bire bir örtüşüyor. Bu nedenle de Aziz Kocaoğlu AK PARTİ’ye geçmeli ve AK PARTİ’nin İzmir Büyükşehir adayı olmalı.

Halit Tunç burada yanılmış. Bizim toprakların en belirgin özelliği yanardöner olmamasıdır. Aziz Kocaoğlu hiçbir şekilde böylesi bir duruma düşmez.

Böyle bir duruma düşerse şu an ki alabileceği oyun çeyreğini bile alamaz.

En önemlisi güvenilirliğini, hatta şahsiyetini kaybeder.
Azziz Kocaoğlu’nun göreve gelmesiyle başlayan kıyaslama hastalığına, Aziz Kocaoğlu, ben farklıyım bizi karşılaştırmayın uyarısında bulundu.

Aziz Kocaoğlu eski İzmir Valisi ile birlikte birçok AK Parti’li bakanla bir araya gelmiş, İzmir’in sorunlarını anlatmış.


Aziz Kocaoğlu, 2003 yılı İzmir Gelir Vergisi Rekortmenleri Listesi`nde 89. Olmuş. 2003 yılında 149 milyar 132 milyon lira ile İzmir`de en çok kira geliri vergisi ödeyenler listesinde de 3. sırada yer almış.


Anlayacağınız Aziz Kocaoğlu, fakir fukara bir başkan değil. Büyükşehir’e Başkan olmadan önce de zenginmiş.

Tokat doğumlu olan Aziz Kocaoğlu`nun babası İhsan Kocaoğlu da Tokat Erbaa`da iki dönem belediye başkanlığı yapmış.

Aziz Kocaoğlu için Belediye Başkanlığı, baba mesleği.

EXPO için çok çalıştı, CHP İl Başkanı Kemal Karataş’ın acımasız eleştirilerine göğüs gerdi. Kemal Karataş’a göre EXPO’yu Ahmet Piriştina İzmir’e getirdi, Aziz Kocaoğlu güzelim projeyi AK Parti’lilere kaptırdı.

Aslında Aziz Kocaoğlu ne çektiyse Kemal Karataş ve arkadaşından çekti.

İzmir’in suyunda arsenik olduğunu Melih Gökçek açıkladı.

Aziz Kocaoğlu eski Genel Kurmay Başkanı E.Orgeneral Hilmi Özkök Paşa gibi, ‘içinde diyemem içmeyin de diyemem deyiverdi.’

İzmir’in suyunda arsenik bulunması İzmir deki siyasi dengeleri altüst etti.

Ayakkabıcılar Odası Başkanı Tahsin Güzel’e göre arsenik bilgisi CHP’li muhalifler tarafından AK Parti’lilere ulaştırılmış.

Bu iddia CHP camiasında büyük sarsıntı ve şaşkınlık yarattı.

Aziz Kocaoğlu, Genel Başkan Deniz Baykal konuşurken kendisi için yapılan tezahüratlardan sıkıldığını söylemiş. Bence de sıkılmıştır. Aziz Kocaoğlu gerçekten Anadolu çocuğu. Bir o kadar da mütevazı.

Aziz Kocaoğlu, sosyal sorumluluk kategorisinde ödül alarak ‘Yılın Büyükşehir Belediye Başkanı’ seçilmiş.

Bu ödüle itiraz ediyorum. Arsenik konusundaki şaibe sosyal sorumluk kategorisini yerle bir ediyor.

Bu ödülde şaibe var!

Aziz Kocaoğlu’nu eleştirirken kişisel olgunluğunu da övmek istiyorum. Melih Gökçek’e söylediği sözler yenilir yutulur sözler değildi. Bir de Hilmi Paşa’nın sözünü daha önce duysaydı, işte Gökçek o zaman bitmişti.

Bu arada Hilmi Paşa’yı da kutlarım. Mevlana felsefesinin ölümsüz derinliğini fark ettirdi. Türk siyaseti bu sözle birçok sorunu kökten çözecek.

Bu söz sayın Başbakan ile Baykal’ın arasında öyle güzel gider ki, yeme de yanında yat.

Aziz Kocaoğlu, bir Karataş’ı, bir de Cemil Şeboy’u memnun edememiş. Şeboy’a göre ceberutlukta Özfatura’yı aratıyormuş.

İzmirlilerin sitemlerini de iletmeden geçemeyeceğim, sayın başkan bunları yazdım diye alınmasın...

-76.İzmir Enternasyonel Fuarı’nı başbakan veya Meclis Başkanı, bakanlar açabilirdi. CHP’yi batıran Baykal’a açtırdı.

-Güçbirliği Holding’in Basmane de inşa etmeye çalıştığı Dünya Ticaret Merkezi inşaatını durdurdu.

-Aziz Kocaoğlu’nun en büyük projelerinden biri de fuar alanını Gaziemir’e taşımakmış.

-Üniversiade’ı İzmir’e getiren Ahmet Piriştina’yı anmamakla suçlanıyor.

-Benim de gözümden kaçmayan Piriştina’nın fuarın girişindeki fotoğraflarının kaldırtması ‘

Eleştirel bir iki makale yazdıktan sonra yerine konuldu.

Benim gözlemim Aziz Kocaoğlu, Ahmet Piriştina ismini pek sevmiyor.

İşte kanıtı’Piriştina’nın beş yıl birlikte çalıştığı görevden alınan ekibi’

Genel Sekreter Yard. - Cumhur Utkan (görevden alındı)
Genel Sekreter Yard. - Cengiz Türksoy - (görevden alındı)
Genel Sekreter Yard. - İ.Hakkı Acar (görevden alındı)
İzfaş Yön. Kur. Bşk. - Erdal İzgi (görevden alındı)
İzfaş Genel Müd. - Dilara Ersözlü (görevden alındı)*
İzelman Genel Müd. - Bilgehan Ak (görevden alındı)
İbb spor Kulübü Başkanı - Safter Karabağlı (görevden alındı)
Bütçe k. Hesap. d. bşk. - Sahibe Kılıç (görevden alındı)
Özel Kalem Müdürü - Sitemay Cengiz (görevden alındı)
Protokol Müdürü - Fevziye Yalçınkaya (görevden alındı)

Görevden alma konusunda bir eklemede ben yapmak istiyorum.

Aziz Kocaoğlu, rahmetli Piriştina ekibi tarafından kabullenilmediği için, kendi ekibine yer açtı...

Aziz Kocaoğlu’nun ilginç bir icraatını da anmadan geçemeyeceğim. Görevli sekreterler mesai bitimi üzerleri aranarak belediyeden ayrılıyorlardı.


Bu uygulamayı kaldıramayan dört sekreter aynı anda görevlerinden istifa emişti.

Aziz Kocaoğlu, İstanbul’da yaşayan İzmirlilerle de iletişim kurmayı başarmış nadir insanlardandır.

Metro konusundaki şansızlığı Kemal Karataş ekibinin iştahını açsa da, Aziz Kocaoğlu gayet başarılı gidiyor.

Kaldırım taşlarını sök taklarını saymazsak hakkında yolsuzluk iddiası duymadım.

Aziz Kocaoğlu’nun en belirgin özelliği dürüstlüğü!

Siz şimdi burs yolsuzluğunu es geçiyorsunuz dersiniz, haklısınız. Burs yolsuzluğu unutulacak gibi değil. Ancak burs yolsuzluğunun faturası CHP’li belediye bürokratlarına kesilmişti.

Gözümden kaçan bir ayrıntıda Alevi kardeşlerimizin Aziz Kocaoğlu'na destek vermeleri.

O toplantıyı biraz izledim, bir kısmı destek veriyoruz açıklaması yaparken bir diğeri de kendi adına konuş biz böyle bir destek vermedik demişlerdi.

Bu haber 01/02/2009 tarihinde eklenmiştir.