CANAN ARITMAN'IN KARMAŞIK DÜNYASI !

Canan Arıtman’ın Karmaşık Dünyası

Canan Arıtman 1 Ocak 1950 yılında tam da yılbaşı gecesi doğmuş. Annesinin adı dindar hanımlara verilen en güzel isimlerden Zahide’ Babasının adı Kamil olgun, ilim sahibi anlamında Kemalettin.

Zahide Hanım ve Kemalettin Bey kendileri gibi dindar bir evlat olsun diye Canan ismini koymuşlar her halde!

CANAN ismi Türkiye'de en çok kullanılan 85. isim (... 83. oğuz, 84. atilla, 85. canan, 86. serhat, 87. salih, ...). Ülkemizde yaklaşık her 467 kişiden birinin adı CANAN ve ismin yaygınlık oranı binde 2.14.

CANAN adının yaygınlık oranının Türkiye'nin resmi nüfus sayımı sonuçları ve günlük ortalama nüfus artış hızına orantılarsak ülkemizde 03-01-2009 itibariyle yaklaşık 153,626 kişinin isminin CANAN olduğu ve CANAN isimli kişi sayısının her yıl ortalama 2544 kişi arttığı tahmin ediliyor.

CANAN adının Amerika Birleşik Devletindeki yaygınlık oranı ise bir milyonda 5.70 civarında ve bu hesaba göre ABD'de yaklaşık 1,742 CANAN yaşadığı tahmin edilebilir. ABD'nin nüfus istatistikleri dikkate alındığında Amerika da CANAN sayısı her yıl 15 kişi artıyor.

Canan Arıtman, İzmir’e Tıp Fakültesi’nde okumak için gelmiş ve bir daha ayrılmamış. Okulda vasat bir öğrenci olan Canan Arıtman İhtisasını aynı fakültede Kadın Hastalıkları ve Doğum Anabilim Dalında tamamlamış.

Canan Arıtman Orta Asya Türklerinin Kayı Boyu'ndan olan Bozdoğan aşiretindenmiş, Anne tarafı ise Selanikliymiş.." [ca]
Mezuniyetten sonra nerelerde çalıştığına dair bilgiye ulaşamadım. Serbest hekim olduğu kendi ifadelerinde yer alıyor. Jinekolog olduktan sonra doktorlar arasında para basma makinesi anlamına da geldiği için başka bir kurumda çalışmasına da gerek kalmamış.

AKP hükümeti Canan Arıtman’ın dönemine denk gelmedi, gelse mutlaka devlet hastanelerinde çalışıyor olurdu!
Canan Arıtman İzmir’de kalmaya karar verdikten sonra kendini tanıtmak hatta müşteri bulmak için bir dizi girişimlerde bulunmuş.

Benim hiçbir zaman tasvip etmediğim Karşıyaka Belediyesi Meclis üyeliği yapmış. Ka-Der ‘in kurucusu diye biyografisine yazdırmış ama KA-DER çıktı kurucumuz ve dernek üyesi değil dedi.

Sadece KA-DER İzmir Şubesi kurulurken yer almış sonra da ortalarda görünmemiş. KA-DER yöneticileri Canan Arıtman’a kızgın görünüyorlar. Adlarını kullandığı ve yalan söylediği için!

Burada KA-DER’ li kadınların karşısına çıkıyorum. Yaptıkları tamamen iki yüzlülük. Bu güne kadar Canan Artman isminden nemalanmak ve pırıltı elde etmek için KA-DER kurucusu olarak görünmesine gıkları çıkmamış. Şimdi Cumhurbaşkanı gibi büyük kayaya çarpınca U dönüşü yapıyorlar.

Olmaz, çok ayıp.

Olaya Canan Arıtman cephesinden bakınca da bir milletvekiline hele bayan bir vekile yalan beyanı yakıştıramıyorum. İşte politika böyle kirleniyor!

Canan Arıtman, Ege Kadın Dayanışma Vakfı’nda da kurucu üye sıfatıyla bulunmuş.

Karşıyaka Soroptimist Kulüp İş ve Meslek Kadınları Derneği Başkanı, Kadın Hakları Derneği İzmir Şubesi Kurucu Üyesi olarak çalışmış. Şimdi de 22. Dönem CHP İzmir Milletvekili.

Canan Arıtman kızacak ama Karşıyaka’daki kadınların zaten özgürlükleri sonuna kadar var. Esas zor durumda olan fakir fukara durumda olan, kocasından gelecek bir lokma ekmek için önünde ‘el pençe divan’ duran, kızınca dayak yiyen kadınlarla hiç ilgilenmemiş.

Hatta gariban kadınlarla yolları hiç kesişmemiş. Hep güzel kokulu hatunların yanında ahkâm kesmiş!

Ben bunları Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’e hakaret etti diye yazmıyorum, baştan söyleyeyim.

İzmir’deki siyasi zevatı mercek altına almışken iki de bir gündeme gelip milletin sinirlerini geren siyasiyi de aradan çıkarmak istedim. Dikkatimi dağıtıyor işime konsantre olamıyorum!

Kişisel hiçbir kırgınlığım ve alınganlım yok. Yazdıklarımdan böyle bir sonuç çıksın istemem..

Meclis tutanaklarını inceledim, Canan Arıtman’a ait dişe dokunur bir kanun teklifi göremedim.

Ne meslektaşları hekimlerle ilgili, ne de kadın hakları ile ilgi bir çalışması bulunmuyor. Ben beklerdim ki kadınların somutlaşan psikolojik sorunları için internet üzerinden bir proje ortaya koysun.

Kadınlar zor durumda kaldıklarında internetten acil yardım talep ederek, hukuki, sosyal ve psikolojik destek alabilsinler.

Ama nerde, Canan Arıtman hiç ilgisi olmayan konularda sadece gündemde kalmak için açıklamalar yapıp durmuş.
Canan Arıtman’ın bilgisayar kullanıp kullanmadığını bilmiyorum. Ancak daktilo kuşağının TBMM’deki son kadın temsilcilerinden sayıyorum.

O nedenle Sayın: Arıtman’dan sıra dışı bir beklentim yok. Zaten yeni dönemde meclise ziyaretçi olarak bile gitmeyeceğini düşünenlerdenim.

Canan Arıtman TBMM çatısı altına girdikten sonra nelerle ön plana çıkmış. Kuş bakışı bakıyoruz’

Mescit açılmasına karşı çıkmış, tüm dinler için ibadet hane açılmasını istemiş. Burada haklı olabilir. Türkiye’de mahalle baskısı yok diyorlar. Bence var!

Canan Arıtman açıkça ben şu dine sempati duyuyorum o dinleri de TBMM çatısı altında ibadet edecek hale getirin bile diyemiyor.

Peki neden?

TBMM’de TBMM mahallesinin baskısı var. Bir de oy kaybı, sonra da CHP’den kapı dışarı olma ihtimali var.


Malum Baykal dine dönmeye başladı, çarşaflı kadınlarla boy boy resim çektirdi, Tayyip Erdoğan’ın söylemeye çekindiği tüm sözleri çarşıda kameralar önünde CHP’li bayana söyledi ki, böyle bir açıklamayı hiç kaldıramaz! O nedenle de Canan Arıtman gerçek fikrini açıklayamıyor olabilir.

Arif olan understand diyorlar ya’Sayın Arıtman’ı anlayan bir vekil çıkmıyor.

Canan Arıtman ayrıca Emine Erdoğan’ı kıskanmaktadır! Bir kadın olarak kendisinin Tıp Doktoru olmasına rağmen eşini Başbakan yapamamış, Suriye, İspanya gibi yabancı ülkelerde gönlünce gezdirmemiş, Alp dağlarında kartopu oynayamamıştır!

Tüm bunlar Canan Arıtman’ın içinde ukde olarak kalmıştır.

Hani Anadolu’da derler ya, kadın vezir de eder, rezilde. Canan Arıtman rezil etmemiş ama vezir de yapamamış.
Lise mezunu bile olmayan Emine Erdoğan, eşini dünyanın en saygın, en etkili insanları arasına sokmayı başarmış.
Bu nedenle Canan Arıtman’a hak veriyorum. Bir kadın olarak, Emine Erdoğan’ı kıskanması çok doğal.

Kadınların bir birlerini eleştirecek en kolay şeyi, kıyafetleri olduğu için, Canan Arıtman da Emine Erdoğan’a kıyafetin güzel değil diye mektup yazmış.

Hani kırmızı başlıklı kızı kıskanan kıskanç cadı masalında olduğu gibi!


Annem, kadınların dedikodularına, kavgalarında sakın karışma ne yaparsa yapsınlar derdi. Daha çok şey derdi de şimdi burada açık etmek, koz vermek anlamına gelir, o nedenle gizlemek daha doğru olur.

Canan Arıtman bildiğiniz sıradan kadınlardan değil. Onun Torbalı Yazıbaşı köyünde yolları özel asfaltlı çiftliği var. Yolların Aziz Kocaoğlu tarafından asfaltlandığı medyaya yansımıştı. Medya illa haber olsun diye bu konuyu abarttıkça abartı.

Hâlbuki kendileri Milletvekili olsalar köylerde, gariban mahallelerinde yaşayan insanların yolunu mu asfalt yaptıracaklardı.

Onlar da eş dost akraba ve önemli insanların yollarını yaptıracaklardı.

Zaten gariban vatandaş halinden memnun, bir kez olsun bizim yolumuzu da asfaltla dememiştir, demezde. Ne verirsen haline şükreder. Şu anki yapılandan daha iyisini mi görmüşte kıyaslayacak.

Ama Canan Arıtman Aziz Kocaoğlu’nun başını az ağrıtmamıştır.

‘Sayın Başkan koskoca Milletvekili’nin arabası çamurlara bata çıka yolda kalarak çiftliğine ulaşıyor sen yolumu yapmıyorsun’ demiştir.

Belki de demeden işgüzar bir belediye görevlisi de bu basit iyiliği yapıvermiştir. Bence normal, ben de vekil olursam bundan daha iyilerini isterim şimdiden duyuruyorum!
Canan Arıtman, tam bir silah tutkunu. Silahını meclise girerken bile kimseye vermez.

Polat Alemdar’dan öte de iyi bir atıcı.

Akşam Gazetesi yazarı Mehveş Evin’e göre ise o Sarah Palin figürü.

Canan Arıtman’dan silahları hakkında çok özel açıklamalar…

’Üç silahım var. İkisi evde duruyor. Birisini çantamda taşıyorum. Çantamda taşıdığım bir suikast silahı. 6.35’lik altı mermisi var. Gece çantasına sığacak kadar küçük. En sevdiğim Smith Wesson silahımı ise yatak odamda bulunduruyorum. Emniyetsiz olduğu için çok daha kolay kullanılıyor...’

Bu açıklamaya Umut Vakfı Başkanı Nazire DEDEMAN’dan tepki gelmiş. Nazire Dedeman ‘silahı özendirici sözlerinizi ve silahlı fotoğrafınızı kınıyoruz.’ Sözüyle özdeşleşen uzunca bir mektup yazmış.

Canan Arıtman ‘bireysel silahlanmaya hayır’ sloganlarının atıldığı Karşıyaka’da Ali Star’ın CHP’li dedesi tarafından eleştiri yağmuruna tutulmuş. Canan Arıtman silah aşkından vazgeçmemiş.

Belli mi olur, belki Canan Arıtman’ın bilmediğimiz düşmanları olabilir.


Canan Arıtman eve giren hırsızı vurma hakkı isteyen yasa tasarısı hazırladı. Öncelikle bir kadın nasıl böyle bir yasa tasarısı hazırlar diye karşı çıkanlar oldu. Ben bu çalışmalarında Canan Arıtman’ın tarafındayım! Hırsız benimde evime girdi arkasından 3 el ateş ettim hiç biri isabet etmedi.

Evimden çalınanlar bir adet kot pantolon, bir adet’te battaniye idi. İsabet etseydi, bir pantolon ve battaniye için adam ölmüş olacaktı veya öldürmüş olacaktım.

Allah’tan ben Canan Arıtman kadar iyi atıcı değilim!

Canan Arıtman bu yasa teklifinde çok ısrar etmiş. Acaba Canan Arıtman’ın evinde veya çiftliğinde insanların iştahını kabartacak kadar nesi var ki, 3 silah ve koruyucu dev köpeklerle yaşıyor. Ben o köpekleri görünce tipinden korkuyorum, Canan Arıtman onları her an görüyor ve her sabah muhtemelen günaydın öpücüğü veriyordur.

Maddi külfetlerini merak edenler olabilir, benim tahminim asgari ücretli üç aileyi geçindirecek kadar oluyordur. Avukatım Müjde hanımın da öyle bir köpeği var, evlenirken ilk şartı köpeğinin onu sevip sevmemesi idi.

Müjde hanım köpeğine günlük 5 kilo tavuk boynu alıyor. Özel mutfağı var, yatak odası var, banyo malzemeleri var, kuaförü, özel doktoru bile var.

Anlayacağınız normal bir ailede olmayan birçok lüks Müjde hanım’ın köpeğinde var.

Şimdi düşünün, genç bir avukatın köpeğinin konforuyla, Canan Arıtman’ın köpeklerindeki konfor aynımıdır’

Bence değildir. Canan Arıtman köpeklerine iyi bakıyormuş. Hatta Bostanlıdaki villasında sabahları eşofmanla çıkıp köpeklerine kendi eliyle yiyecek veriyormuş.

Yoldan geçen vatandaşlar eşofmanlı bir vekil gördükleri için hayrette kalmışlar ve de korkmuşlar. Canan Arıtman’a duyurulur vatandaş eşofmanlı vekil istemiyor.

Vekil dediğin suratı gülmemeli, caddede, pazarda gezmemeli kısaca halk gibi davranmamalı..

Bu halkın istediği vekil tipi mahkeme duvarı gibi ulaşılamaz olmalı, bu çelişkiyi ben de çözemedim!

Radikal gazetesinin haberine göre İzmirli seçmenler Canan Arıtman’ı meclise gönderdikleri, oy verdikleri için özür kampanyası başlatmışlar.

Canan Arıtman köpekleri ile zaman zaman başı derde girmiş olsa da ödediği tazminatlar can yakacak cinsten değil. Nuriye Akman’ın röportajında tazminatlar için ‘helâlı hoş olsun ‘ demiş.

Canan Arıtman sıra dışı bir vekil olduğundan Baykal ile de yıldızları pek barışmamış. En son Bülent Arınç’ı da yoldan çıkarmış ve ‘bikini giyecek yaşı çoktan geçtiniz’ deyiverdirmiş.

Bu söze kızarak Bülent Arınç’a bir kavanoz acı biber hediye etmiş. Kendi eşinize söylenmesini istemediğiniz sözleri başkasına söylemeyin de demiş’

Bu sözleri söylemesine rağmen Başbakan’ın eşine hakaretler yağdırıp durmuş. Allah’tan Emine Erdoğan kendini aştığı için bu tür sataşmalara hiç takılmadı. Aksi halde Canan Arıtman için bir kamyon İsot Biberi alması gerekecekti.


Aynı sözleri Emine Erdoğan söylemiş olsaydı Canan Arıtman tüm mahkemeleri esir alırdı!

Bu olaylar neticesinde vatandaşın Canana Arıtman’a tepkisi gayet anlamlı:

"Anneannem adam değil mi’" gibi bir soru geliyor aklıma,

"Sen Türk kadınıysan, anneannem Türklerin neyi oluyor’" diye sormak istiyorum,

Ayrıca vatandaş villasında eşofmanla köpeklere yiyecek veren milletvekili görüntüsüne alışık değil, böylesi bir görüntüden rahatsız olmuş. Sakın ola bir daha bahçeye eşofmanla çıkma!

Canan Arıtman’dan vatandaş bir hekim olarak ta dertli, bakın hekimken ne yapmış’

‘Çeyrek yüzyılı aşkın zaman önce, annemi yalıdaki muayenehanesinde muayene etmiş ve; "hamile kalsan da çocuğun filan olmaz senin, rahmin çok küçük ve zayıf, bebeği taşımaz" filan deyip zavallıyı acılara gark etmiş’

Bakın Sayın Arıtman insanlar hiç unutmuyor. 25 yıl önceki olayı bile hatırlıyor ve önünüze koyuyor.

Canan Arıtman Abdullah Gül ailesinin evlat edinmesine de başını örterler diye karşı çıkmış. Kendisi başını açsa da evlat edinmemiş.

Örtünme ile ilgili Sümerlerde fahişeler örtünürdü diyerek halkı tahrik etmiş. Allah’tan Türk Halkı Canan Arıtman’ı dikkate almıyor, halk Canan Arıtman’ın hayal ettiği gibi olsaydı şimdiye Türkiye’nin Salman Rüşdü’ sü olarak dünyaya nam salardı.

Canan Arıtman’ın Bostanlı’da kocaman bir evi varmış ve boş duruyormuş. Bu durum vatandaşın içine oturmuş.

Üç metre havuzu da var ama cinler yüzüyor diye iç geçiriyorlarmış.

Bir vatandaşın da, Canan Arıtman'ın bahçesinde, uçururken düşen oyuncak helikopteri duruyormuş, çocuklar helikopterlerini istiyor, buradan duyurulur.


Canan Arıtman’ın evinin girişinde de "arıtman" yazmaktaymış.


Canan Arıtman mektup yazmayı çok seviyor. Bu güne kadar birçok kimseye mektup yazmış, tüm mektupları tartışma konusu olmuş.

İlk mektubu Baykal’a yazmış..

İkinci mektubu Genelkurmay Başkanı Orgeneral Yaşar Büyükanıt’a yazmış ve Meclis tarafından verilen emri yerine getirmemesini istemiş.

Konu, Lübnan’a asker gönderilmesini öngören TBMM tezkeresi.

Bir sosyal demokrat olan Arıtman, mektubunda, ‘Sayın Paşam, ‘Asker sadece verilen emri uygular’ demeyin. Türk askeri vatana, millete karşı gaflet, dalalet ve hatta hıyanet içeren emirleri uygulamak zorunda değildir. Türk askerinin görevi herkese, her şeye karşı vatanı ve milleti korumaktır’ diyor ve TBMM’ye karşı sorumlu olan Türk Silahlı Kuvvetleri’ni emre itaatsizliğe, yani ‘isyan’a çağırmış.

Biraz daha cesaret bulsa, ‘Türk askerinin görevi, Meclis’e karşı da vatanı korumaktır’ diyecekmiş Ahmet Kekeç’e göre.
Ahmet Kekeç’e göre Canan Arıtman Doğu Perinçek ve Ergenekon ile aynı çizgideymiş’

Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan'ın davetlisi olarak ülkemizi ziyaret eden Avrupa Birliği Komisyonu Başkanı Jose Manuel Barroso’ya diplomatik teamülleri yıkarak bir mektup yazmış.

TBMM Başkanı Köksal Toptan’a da mektup yazmış. Kendisini TBMM Jandarması veya Baş komiser Memoli sanmış ve Meclis kuaförünü basmış. Görüyorsunuz tespitim ne kadar isabetli!

Canan Arıtman başarılı kadınları sevmiyor. Kıskançlık krizi depreşiyor. İnşallah Ustad-ı Muhterem olan eşi çapkın değildir!

Canan Arıtman kıskançlık konusunu silah alanlara kadar vardırmış ve MKE’den silah alan vekillerin listesini MSB’den istemiş.

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’e yaptığı saldırıya tepki verenleri de ‘İçimizdeki Ermeni Diasporasının saldırısı altındayım. Bu diaspora CHP Genel Merkezi`ni de sıkıştırıyor. Beni cezalandırmaya, sesimi kesmeye çalışıyorlar. Bazı köşe yazarları CHP`den `ihraç edin` diye göndermede bulunuyor’ diye sızlanmış.

Sakın Canan Arıtman’a tepki vermeyin Ermeni Diasporasına dâhil olursunuz!

Canan Arıtman’ın bir faksla bana özel olarak ta bildirdiği aşağıdaki sorularına katılmamak elimde değil. 10 yılı aşkın zamandır şehit aileleri içinde yer alıyor onların seslerini dünya halklarına duyurmaya çalışıyorum.

Canan Arıtman’ın en akılı tek soru önergesi işte bu’

’1.PKK’ya, teröre bir biçimde destek veren ülkelerin başında yer alan ABD’ye ve de malum bazı Avrupa ülkelerine ‘şehitlerimiz’ adına, 20 yıldır terörle mücadeleye harcadığımız milyarlarca dolarlık kayıplarımız adına, hükümet olarak maddi ve manevi tazminat davaları açmayı düşünüyor musunuz?

2.PKK’nın kullandığı silahların, mayınların ABD ve özellikle de İtalyan malı olduğunun bilindiği basında yer almaktadır. Dışişleri Bakanlığımız ve de ilgili birimler bu konuda hükümetler nezdinde girişim başlatacaklar mı?

3.Siz onları PKK’ya karşı kullanırsınız’ diye ülkemize verilmeyen silahların teröristlerin elinde bulunması konusunda görüşleriniz nedir?

4.Bu durumda bu ülkelerin uyguladıkları çifte standart ile ülkemizde terör sorununu bitirebileceğinize inanıyor musunuz?

5.İtalya’ya mayınları sordunuz mu?

6.Terör örgütüne yataklık etmenin de terör suçu kadar ağır bir suç olduğu yine uluslararası hukukça kabul edilmektedir. Terör örgütüne silah, mayın satmak, vermek veya herhangi bir şekilde ellerine geçmesini sağlamak yataklık suçu değil midir’ Bu suçu işleyen ülkelere hukuk yoluyla da bir bedel ödettirmeyi düşünüyor musunuz?

7.Şehit aileleri ve gazilerimizin maddi ve manevi tazminat talepleriyle AIHM’e dava açabilmeleri konusunda hükümet olarak önderlik edip, maddi ve manevi destek sağlamayı düşünüyor musunuz?

8.Son İtalya ziyaretinizde İtalyan Başbakanı Prodi’ye evlatlarımızı sakat bırakan, şehit eden İtalyan mayınlarının hesabını sordunuz mu?

Canan Arıtman Hayrunnisa Gül hakkında da hakaretten öte ileri eleştiriler yapmış. Malum basın çok tepki vermiş. Ben olayın gerçek boyutunu bildiğim için rahatım.

Canan Arıtman 50 yaşında eşini Başbakan yapan Emine Erdoğan’ı kıskanırken, daha genç ve daha başarılı bir hanımefendiye [eşini cumhurbaşkanı yapan] hiç tahammül edemez. O nedenle kıskançlık krizlerine takılmıyorum.

Hayrunnisa Gül de hiç ilgilenmemiş.

Canan Arıtman’ın TBMM’ye verdiği mal beyanı’

70 dana
3 Köpek [2 Rottweiler ve 1 Mastiff]
5 Silah [2 Kırıkkale 2 Smith Wesson ve 1 Astra]

Canan Arıtman Kene hakkında da biyo-terörizm aracı açıklaması yapmış. Hatta Gata’nın verilerinde var olduğunu hükümetin TSK’ ya başvurmasını söylemiş.

Canan Arıtman’ın GATA ile ne gibi bağlantısı var demeyin. GATA’ DA hekim arkadaşları olabilir. Onlar Canan Arıtman’ı bilgilendirmiş olabilirler.

Haklı da olabilir. Canan Arıtman hep sansasyon açıklamalar yapıyor diye doğru birkaç işi de olmaz değil. İşte doğrularından bir tanesi de bu.

Hükümet TSK’ ya sorsun, bu kene denilen şey nedir diye!

Canan Arıtman’ın eşi Yetkin Arıtman ile ilgili de birçok defa gündeme gelmiş. Yetkin Arıtman’ın Üst düzey mason olduğu üzerinde durulmuş.

Aslına bakarsanız bu konuda beni ilgilendirmiyor. Şimdilerde içi boş birçok önde görünen kişinin arkasından Mason Locaları çıkıyor.

Artık Mason Locaları da anlamışlardır ki, bu halk içi boş insanları dışlıyor. İçi boş insanları şişirme dönemi bitti.
Kimi şişirirse şişirsinler bir şekilde bir toplu iğne batıyor ve sönüyor. Mason Localarına akıl vermeye aklım yetmez ama daha akıllı daha makul insanlarla iletişime geçmeliler.

Hatta Mason Locaları eğer Türkiye’den silinmek istemiyorlarsa, çizgilerini belirginleştirmek ve ‘hümanizm’ kokusunu somutlaştırmak zorundalar.

Türkiye de kimse mason ismine sıcak bakmıyor. Büyük çoğunluk güvenmiyor ve şüpheli görüyor. Büyük çoğunluk tehlikeli ilişkiler yumağı olarak görüyor. Umarım daha da ilerisini anlatmama gerek yoktur’

Arif olan anlar.

Yeni Şafak Gazatesi’nin haberine göre Yetkin Arıtman masonların yenilikçi yüzüymüş. Karanlık ve gizemli karanlık odalardan çıkarak loş ışıklı Hilton otelinde toplantılar düzenlemeyi önermiş.

Masonlar bu düşüncelere pek sıcak değilmiş. Buna rağmen Yetkin Arıtman bu görüşte ısrar ediyormuş.

Toplumda sivrilen gençleri toparlayarak onlara masonluk hakkında bilgiler bile vermiş.

İlginç gelişmeler oluyor da haberimiz olmuyor demeyin. İşte ilginç satırbaşları…

Canan Arıtman sanırım genel seçimlere kadar gündemde kalacak.

ANAP’tan CHP’ye geçen Arıtman, CHP’den de kapı dışarı edilirse, DP geri kabul eder mi, bilinmez.

Canan Arıtman meclise gitmese de zaman geçirecek birçok uğraşısı var. Hastalarla arası soğumuştur ama çiftliğini büyütebilir. Hatta köpeklerinin yavrularını da çoğaltarak cins köpeklerden oluşan bir köpek çiftliği de kurabilir.
TBMM zırhı kalktıktan sonra da bu kadar ilgi görür mü, onu o günlerde kendisine sorarız.

Canan Arıtman’a başarılı sağlıklı mutlu günler diliyorum. Çok zamanımı aldı. Hakkında dış bilgi bulmak kolay. Özel bilgileri gizli. Onları kamuoyu önünden gizlemiş.

Bana göre Canan Arıtman çok karmaşık bir kişilik.

Çalışmaları ve konuşmaları aklının ciddi anlamda karışık olduğunu ve ön planda görünme hissi nedeniyle sivri açıklamalara sarıldığını düşünüyorum.

Yanılıyor da olabilirim.

Hatasız kul olmaz.

Bu haber 01/02/2009 tarihinde eklenmiştir.