Aydın Ağa'nın milliyeti

Uzun zamandır Milliyet Gazetesi'nin ilginç televizyon reklamlarını ibretle izliyoruz. İbretle diyorum; tersini yaptığı tüm olayları doğrusunu yapmış gibi pişkin pişkin anlatıyor. İşin ilginç tarafı toplumun sevgi beslediği bazı yazarların da bu oyuna alet olması.

Taha Akyol, sağcı geçinen aslan bacanak. İnsan pişkin olur da bu kadar olur. Hangi üniversitede, bira içtin diye döner bıçakları ile saldırdılar?

İnsan hayatının son demlerinde şaşırırmış ya , Taha Akyol da son demlerinde bu değişimi mi yaşıyor dersiniz ?

Aziz Nesin ben inanmıyorum olur ya eğer yaşlılığın etkisi ile fikrimi değiştirirsem bunamanın eseridir. O zamanki söyleyeceklerim geçersizdir, sakın ola beni o zamanki söylediklerimle hatırlamayın der.

Taha Akyol bu sözü söylemediği için onu söyledikleri ile hatırlayacağımızdan emin olabilir.

Milliyet Gazetesi güya sütten çıkmış ak kaşık, kendini kamuoyuna koruyucu melek gibi lanse ediyor.

Kamuoyu da bu yalana inanıyor.

Sevgili Aydın Ağam gazete manşetlerinde infaz ettiğin masumların hesabını sen bile hatırlamıyorsundur. Neden bu yalanı uydurma gereği duydun merak ediyorum.

Can Dündar'ı çıkarmış koskoca emniyet teşkilatını zavallı duruma düşürdüğün yetmiyormuş gibi, bir de polisleri zorbalıkla suçluyorsun.

Türkiye'de mini etek giyilir kimse karışmaz, hatta artık dönüp bakmaz bile. İzmir Kıbrıs Şehitleri Caddesi'nde tele kızlar iç çamaşırı ile hatta üstsüz dolaşıyor, ne polis ne vatandaş karışmıyor.

Üstsüz kızlar kendilerini pazarlarken kolundan tutuyor ve muayene bile ettiriyorlar. Polisler de vatandaş da bakıyor. Beğenen alıp gidiyor, kimse karışmıyor. Demek ki polis mini eteklisin diye kimseyi tartaklamıyor, hatta çocuk sokakta doğuyor o bile serbest.

Bence Milliyet Gazetesi reklamlarını gözden geçirmeli. Bu oyuna alet olanlar da sevenlerini para için hayal kırıklığına uğratmamalı.

Toplumu kin ve nefrete sürükleyen reklama RTÜK diye bir kurum var ise dur demeli.

Bu ülkede dindar ile dinsiz, akıllı ile deli, hain ile vatansever birlikte yaşıyor.

Kimse kimseye bir şey demiyor.

Şehitlerin geride kalanlarına Apo kadar iyi baktığımız söylenemezken, şehit aileleri isyan etmiyor. Dünyaya hoşgörü öğreten bir ırkın çocuklarıyız.

Milliyet Gazetesi ve patronu Aydın Doğan yolun tamamen sonuna gelmeden vicdan muhasebecisine bir iki saatliğine uğramalı.

Bir garip Computerman de bize niye bu kadar kızmış diye de sormalı.

Çok yakınımda yıktıkları bir çok hayatın şahidi olarak Aydın Doğan ve Milliyet Gazetesini affetmem mümkün değil.

Benim gibi affetmeyeceklerin çok olduğunu Aydın ağa bilmeli ve toplumsal olaylara daha fazla zaman ayırmalı.

Koskoca Aydın Doğan imparatorluğu iki okulu açamıyor. Üç şehit çocuğunu okutuyor, iki de derslik yaptırıyor.

Aydın Ağam inan ki buna sen de inanmıyorsun Türk Halkı da. Beni sorarsan ben hiç inanmıyorum.

Bu haber 03/02/2009 tarihinde eklenmiştir.