İzmir yine kendi kısır döngüsünde bir gün yaşadı. Hemşehri dernekleri diyebileceğimiz Anadolu Grubu İzmir valisinin istifasına tepki göstermek istedi. Ancak İzmir'in genelinde etkili olamadı.
İzmir de sivil toplum örgütleri hemşehrileriyle mutlu beraberlik oluşturmak isteyenlerin hobi merkezi haline geldiği bilinen bir gerçek. Bir çok dernek ve vakıf uzun yıllardır aynı kişi tarafından yönetiliyor.
Kimse çıkıp başkanın yaptığı doğru veya yanlışları eleştirme cesaretine sahip değil. Eleştirirse ne olur sadece oradan çeker gider. Kervan ise yine aynı izden yoluna devam eder.
Ben İzmir deki sivil toplum örgütlerini deve kuşuna benzetiyorum. Soruyorsunuz siz kimsiniz , gücünüz ne, ne yapabilirsiniz ne kadar üyeniz var, üyelerinize etki oranınız hangi konumda ? Cevap dolgun ve gür sesle hemen geliverir:
Biz deviz, bizden büyük dernek yok. Biz istedik mi istediğimiz adamı meclise gönderir istemediğimizi göndermeyiz. Vatan millet ve hemşehrilerimizin hizmetindeyiz onların tüm sorunlarını çözüyor gece gündüz hizmetler veriyoruz.
Peki şu, şu işler bu, bu sorunlar var haydi gücünüzü gösterin dendiğinde size binlerce mazeret, binlerce yok cevabı ...
Bu yazıma bir çoğunu tanıdığım başkanlar mutlaka üzülecek hatta kızacaklar.
Onlar kesinlikle eleştirilmeye tahammül edemezler. Yanlışlarını söyletmedikleri içinde bir adım ileriye gidemezler.
İzmir'in valisine bir itham oldu, vali 32 yıllık dostluğumun arkasındayım dedi. Onurlu davrandı ve istifa etti.
Peki İzmir de hangi gösteri oldu, hangi fakslar kilitlendi. Hangi İnternet sitesinde anketlerin mail trafiği arttı.
Bol, bol brifing, Küllin talimat, mafiş icraat.
Bu ülkede gündemi hala gazete manşetleri belirliyor.
Gazete işine gelmeyen bir konuda " Bu işi legal yolla kendi istediğim şekilde çözemem, ama bir manşetle firmanızı batırırım" diyebiliyor.
Ne İzmir den, ne Ankara dan ne de bir başka ilden ses çıkmıyor. Çıkamaz da.
Donkişot öleli çok oldu. Deveyim diyenler hadi yük taşı denilince KUŞUM diye kanat çırpıyorlar.
Kendimizi aldatmayalım. Biz kendi değerlerimize sahip çıkamayacak kadar gözü bağlı, iki gazete manşetiyle dünya görüşümüz değişecek kadar boşlukta bir toplumuz.
Bizi nasıl ve nereye yönlendirilirse oraya koşarız. Gönlümüz orada olmasa bile akıntıya kürek çekeriz.
Ateş düştüğü yeri yakıyor. Artık şehit cenazelerine ve ağlamaktan gözleri kan çanağı olmuş annelere, babalara alıştığımız için katilleri besliyoruz.
Size dokunmuyorsa kim ne yaparsa yapsın. Siz hayatınızın tadını çıkarmaya devam edin. Yazlıklarınızda masmavi deniz kıyılarında mayolu kızları izleyin. Gönlünüz hoş kalbiniz boş mideniz tok olsun.
Bir gün, hala elimize ilk aldığımız gazetelerimiz sizi, bizi veya bizlerden birini sapık, hırsız, vatan haini, devlet düşmanı, halk düşmanı, vurguncu, terörist ilan edene kadar uyumaya devam edin.