Manşet: İZMİR'İN VE AZİZ KOCAOĞLU'NUN KURTARICISI...


Sen ağlama, dayanamam !

Günlerdir İzmir iş dünyasının önde gelen isimleri sokak dilencileri gibi ağlıyor. Birisi çıkıyor Kemeraltı esnafı bitti diyor. Binlerce insanın ziyaret ettiği çarşıda güya yaprak kıpırdamıyormuş. Kemeraltı denilince akla cep telefonu, cüzdan ve kapkaç geliyor. Daha önceki yıllarca ise ucuzluk ve kalite gelirdi. Hatta insanlar çevre illerden alışverişe Kemeraltı Çarşısı'na gelirlerdi.

Şimdi ise Kemeraltı Çarşısı eski büyüsünü kaybetti. Kalabalık yine var, dolaşan gezen insanlar da eksik değil. Ancak beklenen alışveriş maalesef yok.

O nedenle de başta Tarihi Kemeraltı Derneği Başkanı Necati ORTABAŞ, İzmir Ticaret Odası Başkanı Ekrem Demirtaş, Esnaf Odası Başkanı Mehmet Ali Susam olmak üzere iş dünyasının önde gelen yöneticileri ağlamayı sürdürüyorlar.

Bence İzmir Ticaretine yön vermek konumunda olan bu ünlü iş adamları ve önde gelen yöneticilerinin ağlamaktan başka yapabilecekleri bir şeyin kalmamış olduğuna kendilerini inandırmışlar. Halbuki yapılacak çok şey var, birazdan detaylı olarak yazacağım.

Şahsi anlamda bakıldığında kendi ticari hayatları gayet düzgün olan iş dünyasının duayenleri bu ağlamaları sayesinde kamuoyunda seslerini duyuruyorlar.

Hatta önümüzdeki Mİlletvekili Genel Seçimlerinde meclise girmeyi düşünüyorlarsa, yol ağlamaktan geçiyor denilebilir. İzmir'in ticari hayatını ayağa kaldıramadıklarına göre ağlayarak esnafın dertlerine ortak olduklarını gösteriyorlar.

Bu davranışta önemli bir adım sayılabilir?

Geçen akşam İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Sayın Aziz Kocaoğlu'nu televizyonda izledim. Sayın Başkan iş adamlarının aksine ağlamıyor ve İzmir'in sorunlarını mutlaka çözeceğine halkı inandırmaya çalışıyordu.

Eleştirilere verdiği cevaplardan fazlasıyla bunaldığı belli oluyordu. Başkan İzmir'in sorunlarını çözecekti ancak halk acele ediyordu . Başkan da bir insan olduğu için daha fazla üzerine gitmeye gerek yok. Gidersek ne olur ? Başkanın psikoloji bozulur ve başarı oranı düşer.

Sayın Başkanı başarılı olması için motive etmeliyiz?.

İzmir denilince tüm Türkiye'nin aklına modern Avrupa şehri geliyor. İzmir'e geldiğinizde ise bunun böyle olmadığını görüyorsunuz. İşte sorun burada?

Biz halk olarak İzmir'in sorunlarını İzmir'in Ahmet Vardar'ı Hasan Tahsin Kocabaş'a havale ettik. O İzmir'in ulaşım , eğitim, sağlık, ticaret ve emniyet gibi önemli sorunlarını hafta içi her sabah gelen telefon ve mesajlarla çözmeye çalışıyor. Zaman, zaman kızıyor zaman, zaman bağırıyor. Bir yıl önce Hasan Tahsin beye az bağırmasını öğütlemiştim beni dinlemedi ve çalıştığı gazeteye gelen ambargo nedeniyle yazarlığından oldu. Şimdi de sabahları çok fazla bağırıyor İzmir'in sorunlarını çözeceğim diye?

Beni dinlemez ama, biraz daha bağırırsa buradaki görevinden de olacak diye üzülüyorum.

İzmirlilerin bu günlerde yaptıkları en önemli iş üzülmek , ben de bunu yapıyorum.

Bu gün Pazar olduğu için bol, bol uyuduktan sonra gazetelere baktım ve İzmir'in sorunlarını düşündüm. Neden İzmir Ticareti ve Sosyal Hayatı ölüyor, sorusu üzerinde düşündüm. Bir başka deyişle uzun süredir düşündüklerimi şimdi yazıya döküyorum.

İzmir'in en önemli sorunu ulaşım. Sayın Başkan çok yakında bu sorunu metro ile aşacaklarını söylüyor, haklı olabilir. Metro geç kalmış olmasına rağmen iyi ve köklü çözüm. Ancak metro gelene kadar İzmir dünya tarihindeki ününü kaybedecek bunun da göz önüne alınması gerekiyor.

Ulaşım sorununu çözmek için acil birkaç önlem alınabilir. Öncelikle şehirlerarası otobüs işletmelerindeki durgunluk nedeniyle atıl kalan birkaç yaşında otobüsler metro faaliyete girene kadar kiralanabilir. Kesinlikle bu çalışma zarar etmez İzmir'e önemli rahatlık sağlar. Gerçekten belediye otobüslerinde seyahat etmek utanç verici. Otobüslerde sabah ve akşam saatlerinde yaşanan izdihamı Sayın Başkan'ın eşi ve çocuklarıyla birlikte test etmesini öneriyorum.

Yine şehir içi ulaşımın yükünü önemli ölçüde hafifletecek ikinci adım taksilerin acil modernize edilmesi ve yeni seçilen Başkanla koordineli olarak taksilerin yenilenme çalışmalarının kısa sürede tamamlanmasıdır.

Taksici esnafı kazanamamaktan yakınıyor. Haklıda olabilirler. Ancak İzmir de binilecek, hatta trafiğe çıkacak taksi oranı çok düşük. Bu taksilerle seyahat etmektense otobüsle seyahat etmek daha onurlu. En azından otobüslerin kirlide olsa koltukları var, her an kavga edecek şoförleri daha uzak mesafede bulunuyor. Az dişinizi sıkarsanız yolculuğu kazasız belasız tamamlayabilirsiniz..

Taksilerde kazasız belasız bir seyahati tamamlamak çok zaman mümkün olmuyor. Taksici esnafı araçlarını yeniler, şoförlerini eğitir, trafikte denetlerse İzmir'in şehir içi ulaşımına önemli katkı sağlar?.

Bu girişim sayesinde İzmir Halkı kendi araçları ile seyahat etmek zorunda kalmayacağı için şehir içi trafikte rahatlayacaktır. Tertemiz yeni araçlarla seyahat etmek İzmir Halkına moral verecektir.

Bu çalışmanın birkaç ay içinde tamamlanacak kadar kolay olduğunu düşünüyorum.

İzmir ulaşımında önemli yer tutan dolmuşların durumları da, hiç iç açıcı değil. Bazı dolmuşlarda oturacak koltuk yerine sunta ve üstüne de battaniye konulmuş.

Sayın Başkanlar, bu dolmuşlarla İzmir'e ne yerli ne de yabancı turist getiremezsiniz?

Dolmuş sahipleri ile yapılan görüşmelerde belediye ve il trafik komisyonu tarafından engellendikleri mazeretini dinledim. Bunları çözmek çok zor değil Sayın Başkanlar ?Siz topu hemen İzmir Valiliğine atarsınız Sayın Valimizde bu konunun çok zor olmadığını biliyordur.

Görüldüğü gibi İzmir'in en önemli sorunu ulaşım. Ulaşım sorunu çözüldüğünde yerli ve yabancı turistin ilgi odağı olacağını ve önemli para girişlerinin yaşanacağını söyleyebilirim.

İkinci önemli konu ise tamamen durmuş olan ticaret ve kapanan iş yerleri?.

Maliye Bakanı Sayın Unakıtan'ın talimatıyla stopaj vergisini ödeyemeyen esnafın işyerlerine icra memurları gelmeye başladı. İlk tecrübeyi komşumuz yaşadı biz de öğrendik?

Bu şekilde netice alınacağını sanmıyorum ancak Maliye Bakanlığı bu konuda çok kararlı. Emniyet Müdürlüğü'nü ve Maliye Bakanlığı'nı, maliye memurları ile işyeri sahipleri arasında yaşanabilecek üzücü olaylara karşı dikkatli olmalarını bekliyorum.

İzmir Konak ve Alsancak bölgesinde iş yerleri bir bir boşaldı. Sanayi kuruluşları bu depremi uzun zaman beri yaşıyordu. Şimdi küçük iş yerleri de aynı akıbete maruz kaldılar.

Sayın Başkanlar sokaklarda bir saat kısa yolculuk yaparlarsa bu gerçek camlardaki " Kiralık, Satılık " ilanlarından da anlaşılabilir..

İzmir Ticaretinin durması, Çin pazarının tüm dünya ülkelerini istila etmesi polisiye tedbirlerle aşılmaya çalışılıyor. İzmir Ticaret Odası Başkanı, Esnaf Odası Başkanı ve Tarihi Kemeraltı Çarşısı Derneği Başkanı dahil devletin yasalarla Çin Ürünlerini yasaklayarak önlem almasını istiyor.

Çin dünya pazarlarını nasıl ele geçirdi ? Bunu araştırmak yerine; polisiye, yasakçı tedbirlerin dile getirilmesi düşündürücü.

Sayın Başkanlar düşünmese de biz bilişim sektörünün içinden olmamız nedeniyle düşündük?Araştırdık?

Çin devlet eliyle tek elden ülkesindeki üretilen tüm ürünleri tek bir internet sitesi üzerinden satışa sunuyor.

Hazırlanan internet sitesi, Çin de ne kadar üretici firma var ise hepsinin ürünlerini tek, tek tanıtıyor ve iletişim konusunda da her dilde çalışanı ile doğrudan destek veriyor. Bu projeyi beş yıl önce tüm siyasi parti Genel Başkanlarına sunmuştum. Siyasi Parti Başkanları daktilo kuşağından geldikleri için, klavye kuşağını anlamakta zorlanıyorlar. Bu nedenle de proje yürürlüğe konulamadı.

Çin yaptığı içinde tüm dünya ticaretini elinde tutabiliyor. Çİn olayı sadece ucuzluk değil, pazarlama teknikleri gözardı edilemez.

İzmir bu konuda çalışma yapabilir. Ticaret Odası , Sanayi Odası, Esnaf Odası ve tüm ticari kuruluşlar bu konuyu gündeme alarak İzmir'i gerçekten dünya ticaretinde öncü konumuna getirebilirler..

Turizm potansiyeli olarak ta önemli atılımlar yapılabilir?

Projenin maliyeti sanılanın çok altında bunu özellikle belirtmek isterim. Eğer İzmir üzerindeki kara bulutları dağıtmak istiyorsa reçetesi bizde var.

Reçetemizi Türkiye'nin öncelikle İzmir'in hizmetine vermeye her zaman hazırız? Yeter ki bir şeyler yapılmak istensin?

İzmir'in sağlık konusunda da koordine ve korkuya dayalı başarısızlıkları var. Özellikle bebek ölümlerinde ilk sıralara tırmanması gerçekten üzücü. İzmir'e yeni açılan devlet hastanesinde alt yapıları olmasına rağmen atıl duran sistemler nedeniyle sevk skandalı yaşanmış ve bebek sevkedilirken yolda ölmüştü.

İl Sağlık Müdürlüğü elindeki imkanlarının dahi farkında değil.

Bu haber 28/01/2009 tarihinde eklenmiştir.

Bu haberi paylaşın

Yorum Yaz

Bilgileriniz
Yorumunuz
Güvenlik Kodu

 
 
Üye Girişi
Albümler
 

Enstrumental Radyo
Reklam Radyosu
Türkçe Pop Radyo