Türkiye de yasakçılık zihniyeti ne CHP ile ne de AKP ile sınırlı. Türk kültürü yasaklarla çevrelenmiş, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları da yasaklarla büyümüştür.
Yasaklarla büyüyen bu ülke çocukları, devlet görevi verildiğinde de, aldıkları yasakçılık kültürünü hayata geçiriyor.
Demokrasiyi savunduğunu söyleyen AKP hükümeti bile, birçok konuda yasakçılığı kanunlaştırmıştır. Bilişim konusunda Türkiye?nin yaşadığı açmazlar, yasakçılık kültüründen kaynaklanmaktadır.
Youtube?un kapatılması, internetin kontrol altına alınma çabalarını, AKP hükümetinin en büyük yasakçılık çalışmaları arasında sayabiliriz.
Türkiye de hangi kültür egemen ise, o kültüre ait kurallar ön plana çıkıyor.
Bu gün Anayasa Mahkemesi üniversitelerdeki başörtüsünü serbest bırakan yasal düzenlemeyi iptal etti. Bu kararın benim için hiçbir değeri yok. Beni kişisel olarak hiç mi hiç ilgilendirmiyor.
Beni ve benim gibi milyonları ilgilendirmeyen bu karar Türk Halkı tarafından önemsendi. Dişinden tırnağından artırarak gurbetlere okuması için gönderdiği evladının sadece bir bez parçası bahane edilerek kapı dışarı edilişi karşısında yıkıldı.
Ben tarlada çalışırım, sadece ekmek yer, su içerim, evladım okusun vatanına memleketine yararlı olsun, bizi de bu fukaralıktan kurtarsın diyen gariban Türk Halkı?nın tüm ümitlerini boşa çıkardı.
Bu insanları unutmak isteyen Anayasa Mahkemesi üyeleri ve bu lobiye destek verenlerin de birçoğu Anadolu?nun tozlu yollarından oralara geldiler.
Ne çabuk unuttular kültürlerini, annelerinin, ninelerinin başörtülerini?
Anadolu kadınının çektiği çileleri?
Göz görmeyince gönül katlanırmış derler.
Kadınlar okumasın, öğrenmesin, evde kalsın, erkeğine hizmet etsin, tarlada çalışsın, at sürsün hayvan sağsın görüşünü eleştirirken, Anayasa Mahkemesi bu geleneğe resmi mührünü vurmaktan çekinmedi.
Yasaklarla büyüyen Türk insanı için bu tür gelişmeler alışkanlık haline geldi.
Bu gelişmeler değerlendirilirken yeniden seçim olabileceği seçeneği de gündeme alınıyor. Hâlbuki Türk Halkı küsme sınırını geçmek üzere. O sınırı geçerse, ne ordu dinler, ne mahkeme dinler, ne yasa dinler, ne ana dinler nede baba dinler.
Seçim sandığının kenarından bile geçmez.
Görev yapıyoruz diye halkını açlığa mahkûm edenler kendilerinin vatansever olduklarına kimseyi inandıramazlar.
İş dünyası AKP?ye açılan kapatma davası nedeniyle kilitlendi. Kira, telefon, elektrik, sigorta, personel maaşları ödenmiyor. Kredi kartı borçları beklemeye alındı. İzmir de günlük 150 iş yeri kapısına kilit vuruyor.
Halk kan ağlarken AKP kapanmış, Baykal CHP?nin başında kalmış kimin umurunda?
Gerçekleri devlet erkânı ve medya yerine dizlerin anlatabildiği bir ülkede yaşıyoruz. Kurtlar Vadisi, Tek Türkiye ve Pars Narkoterör dizileri neden bu kadar ilgi görüyor?
Sinema eleştirmenleri binlerce eleştirecek hata bulurken, Türk Halkı Kurtlar Vadisi olduğu akşam sokağa bile çıkmıyor.
O akşam emniyette bile vukuat çok az oluyormuş.
Türk Halkı gerçekleri duymaya yaşamaya o kadar susadı ki? Şimdilik dizilerle serinliyor.
Bir gün gerçeğinin geleceği hayalini kuruyor.
Bu ülkeye bu sıkıntıları yaşatanlar mutlaka bir gün silinip gidecekler. Zaman değirmeni mutlaka onları da bir, bir eritecek. Yalanlar ortaya çıkacak.
Onlar içinde mezar taşı dikilecek. Üzerine Ruhuna Fatiha yazılacak.
Peki, kaç kişi Fatiha okuyacak?
Belki Türk Halkı?nın inandığı Allah?a inanmıyor olabilirler. Dünya da güç onlarda olduğuna göre, yaptıkları yanlarına kar kalacak da sanabilirler.
Peki, Polat Alemdar?ın dediği gibi Türk Halkı?nın inandığı Allah var ise, tüm yaptıklarınızın hesabını tek tek soracak olursa, o zaman sonunuz ne olacak hiç düşündünüz mü?