Bu makaleye bu başlığı neden seçtiğimi merak etmişsinizdir. İnanın çok uğraşmadım. Olayları dinlediğimde aklıma bu başlık geldi.
İlk olarak Eskişehir'in ücra bir köyünde inek güden bir kadının hayat hikayesini anlatacağım.
Adı Ayşe, Fatma. Mesleği inek gütmek. Namı diğer " çobanlık " Çobanlığın bugünlerde siyaset sahnesinde ilgi gördüğüne bakmayın. Çoban Ayşe şu an hapiste.
Suçu ne biliyor musunuz ?
Mal gütmek.
Hikayeyi baştan anlatayım da gerisine siz karar verin. Çoban Ayşe'nin büyük şehirlerden birinde bir akrabası var. Akşam ondan telefon geliyor. Telefondaki soruyor; Ayşe bacı ne yapıyorsun , ne yiyip ne içiyorsun ?
Çoban Ayşe ne desin. Malları güdüyorum demiş.
Meğer Çoban Ayşe'nin akrabası eski eroin zanlısı imiş ve telefonları da dinleniyormuş. Dinleyenler hep birden el çırpmışlar.
Bulduk. Çoban Ayşe eroin satıcısı belki de daha ilerisi, diye basmışlar köyünü çoban Ayşe'yi bulmuşlar ıssız dağlarda ineklerinin başında doğayla baş başa.
İnekleri başı boş bırakıp " Çoban Ayşe " yi alıp götürmüşler sorguya. Söyle bakalım mallar nerede ?
Çoban Ayşe açık yüreklilikle cevap vermiş.
Dağda siz bıraktırdınız ya, mallar ya eve dönmüşlerdir, yada kurt yemiştir. Mallar dağda kendi başlarına sahipsiz ne yapsınlar?
Sorgulayanlar ulan çattık kadına çetin ceviz çıktı demişler ve ne demişse senaryo yazmışlar ve savcıya da Çoban Ayşe'yi tutuklatmışlar. O şimdi Eskişehir cezaevindeki kader mahkumlarına moral veriyor. Çobanlık hatıralarını anlatıp kader mahkumlarını güldürüyor.
Kendisi telefonda sözünü ettiklerin malların ne olduğunu yeni anladı ancak savcı hala malları sakladığı konusunda iddialı. Savcı bey iddiasından vazgeçerse malların inek olduğuna hükmederse Çoban Ayşe kurtulacak.
Aksi halde yıllarca hapis yatacak.
[Eskişehir Emniyet Müdür Yardımcısı makaleyle ilgili aradı. Olayın doğruluk payı olsa bile tutuklanan kadının eşi ve akrabası uyuşturucu sektöründe namlı kişilermiş. O nedenle makale tam olarak doğruları anlatmıyor dediler.
Buraya kadar tebessüm etmişseniz, geri alabilirsiniz. Emniyet haklı tutuklamış.]
Espri bitti!
PADİŞAHLA MAHKEMEMİZ VAR DOKTOR BEY
İkinci gerçek hikayem de İzmir'den.
İzmir Ege Üniversitesinde görevli bir arkadaşım var. Arkadaşım demişsem de benden yaşlı bir bayan. Kocası, başlarına gelen tatsız olaylar nedeniyle sıkıntılı günler geçiriyormuş . Eşine demiş ki madem sorunlarımız var ben de bu hastanede görevliyim seni psikiyatr servisinde muayene ettireyim .
Konuyla ilgili sevgili bir Profesörü de arayarak eşim geliyor ilgilenirseniz sevinirim de diye tembih etmiş.
Eşi kendinden emin Profesörün karşısına çıkmış. Profesör sizi yatırsak da bir iki tetkik yapsak nasıl olur diye sormuş.
Hasta aman hocam yarın " Padişahla Mahkemem var." Yarından sonra olsa olmaz mı demiş. Hoca eyvah bizim Mevlüde hanımın eşi kafayı kırmış diye düşünerek Psikiyatr kliniğinde kapalı bölgeye kapatmış.
Mevlüde hanım da eşinin gerçekten sağlık sorunu var diye sesini de çıkarmamış. Derken Ege Üniversitesi Psikiyatr kliniğinde 15 gün yatmış.
Eşi Mevlüde hanım ziyaretine gelip gitmiş. Kocasının durumu hakkında asistanlarla görüşürken keşke yarın çıkabilse Padişahla mahkememiz ertelenmişti yarın olacak, inşallah çıkar da şu mahkemenin stresinden de kurtuluruz der.
Asistan bu konuşmaları duyar duymaz hocasına koşar .
Hocam, hocam Mevlüde hanım da eşi gibi hasta. O da padişahla mahkemem var diyor.
Bu konuşmalar üzerine hemen hazırlıklar yapılır ve Mevlüde hanımın da Psikiyatr servisine yatırılma işlemleri tamamlanır..
Profesör üzgün bir şekilde Mevlüde hanımı ziyarete gelir. Mevlüde hanım da hocam bizim :Foça'daki arsanın tapusunu elimizden aldılar. Yarın mahkemeye katılmaz isek kaybederiz. Padişah tapularını kaldırmışlar. O nedenle de bizim tapular geçersiz olmuş.
Anlayacağın Padişahla Mahkemelik olduk, demiş.
Hoca nasıl bir hata yaptığını ancak o zaman anlamış ve Mevlüde hanımdan ve eşinden özürler dileyerek hastaneden taburcu etmiş.