Manşet: İZMİR'İN VE AZİZ KOCAOĞLU'NUN KURTARICISI...


MAGAZİN TARİKATI VE YILMAZ ERDOĞAN

Hani hep televole kültürünü eleştirir ve birilerini de suçlarız. İzlenme rekoru kıran televole programlarını sanki İranlılar izliyor. Sabah ve Hürriyet gazetesinin "şey ve tan " gazetelerine benzeyen eklerinin artmasında sanki bizim payımız yok.

Televizyon haberlerinin magazinleşmesinde de bizim katkımız yok.

Aslında bizim katkımızın yanında etkili güçlerin strateji savaşlarının katkısı daha büyük.

Amerikalılar, siyahlara yaptıkları kötü muameleleri Hollywood'ta sıradan iki siyahı şöhret yaparak unutturma yolunu seçmişti.

Almanya'nın Erdogan Atalay (Semir Gerkan) Kobra Takibi ile gurbetçileri kontrol etmeyi hedeflediğini düşüyorum.

Türkiye de tabi ki o kadar boş değil. Tüm dünyanın gözü üstünde olan bir ülke olarak bizimkiler de bazı önlemler almışlardır: Bir zamanlar Karadeniz bölgesini etkisi altına alan Komünizm dalgası ve DHKPC özentisine karşı Orhan Babayı ön plana çıkarmıştı. Orhan Baba yaşlanmaya yüz tuttuğunda da İsmail Türüt ve arkasından Karadenizin Tarkan'ı diyerek Davut Güloğlu ön plana çıkarılmıştı.

Güneydoğu'daki hareketlenmeler gizili örgütlerin kışkırtmaları Yılmaz Güney ve sonrasında İbrahim Tatlıses ve yetmediği yerde Mahsun Kırmızıgül ve Alişan'ın yıldızını parlatmıştı. Kürt nitelemelerine şiddetle karşı çıkan Yıldız Tilbe sonradan sesi ile magazin tarikatına katıldı.

Benimkisi fantezi, gerçek olmayabilir veya her bakan benim gibi görmeyebilir.

Görse ne değişir ? Bir çok şey değişebilir.

Bir İbo imparatorluğu ne kadar fabrika açabilir ve ne kadar insanı iş sahibi yapabilir. İşi ve aşı olan insanı teröre kim bulaştırabilir.

Şarkılarını internetten indirdikleri için sevenlerine korsan diyen bu tarikatın mensupları, para ödeyenlere hayranlarım diyor.

Magazin tarikatının ağlamaları nedeniyle Microsoft'un demode programlarına lisans bedelleri ödüyoruz.

Microsoft'un demode programlarına ödediğimiz paralarla yine çok fazla okul, fabrika açabilirdik..

Son günlerde kuşun kanadına mektuplar yazan Yılmaz Erdoğan askere gitti ve askeri alaya alan, adına komedi ve sanat dediği oyunlar sergiledi. Yılmaz Erdoğan'ın hiçbir şehit anasının acısını duyduğunu sanmıyorum.


Duysa yüreği yanan şehit analarına da mektup yazardı. Yılmaz Erdoğan'ın da Güneydoğu şöhretlerinden biri olduğunu düşünüyorum.

Bu şöhretlerin vergilerini verdikleri (!) kazançlarını hesap edemiyoruz. Vergi rekortmeni ilan ediyoruz.

Peki bu kazançlar, kimin cebinden hangi üretim neticesinde kazanılıyor ?

Hani düşünmeye başlayınca Magazin Tarikatı'nın çok da hayrımıza olmadığını anlıyoruz. Bir de gariban halkın paralarıyla yaşadıkları çarpık ilişkileri zevk ve sefaları da hesaba katarsak günahımız hepberaber artıyor.

Gariban halkın duygularını sömürerek aldıkları paraları eğlence mekanlarında harcıyorlar. Türk Halkı da oları televolelerde izleyerek uyuyor.

Uyumuyor olsaydık televoleler izlenme rekoru kıramazdı?

Bu haber 03/02/2009 tarihinde eklenmiştir.

Bu haberi paylaşın

Yorum Yaz

Bilgileriniz
Yorumunuz
Güvenlik Kodu

 
 
Üye Girişi
Albümler
 

Enstrumental Radyo
Reklam Radyosu
Türkçe Pop Radyo