Manşet: İZMİR'İN VE AZİZ KOCAOĞLU'NUN KURTARICISI...


Kamil Aydoğan ağam, nerdesin?

Bu gün hayranlarım aramışlar illa benimle tanışmak istiyorlarmış. Bizim genel koordinatör aradı ve artık ortaya çıkman lazım, bak insanlar seni tanımak istiyor dedi. Ben de, benim ilk şartım görünmemek bilinmemekti. Hayatta olmaz dedim.

Yani ölünce cenazem ortada kalmasın. Sevenlerime ve hayranlarıma vasiyetimdir. Hemen ağlamayın, hüzünlenmeyin.

Dünyaya gelip de gitmeyen var mı ki ben kalacağım ?

Ortaya çıkamam sonra ham ederler beni, Computerman'i kaybedersin diye takıldım. Sır aramızda bizim genel koordinatör bile tanımıyor beni.

Bil seki ben 24 saatin 48 saatini çalışan ağır işçiyim. Eve, işe İzulaş ve Eshot tanklarıyla gidip geliyorum. Sokaklarda istediğim gibi kimse tanımadan dolaşıyorum. Kimse aaaaa bu Computerman işte falan demiyor bana.

Hatta akşamları Sevinç pastanesinin önünden korsan dolmuşları organize ettiğimi kimse duymasın. Bekliyorum, bekliyorum otobüs gelmeyince duraktakileri ve taksicileri baştan çıkararak iki YTL'ye transit Üçkuyulara kadar geliyorum.

Bu gün yine öyle yaptım, yolculuk arkadaşlarım lise öğrencileri idi. Kendi aralarında konuşuyorlardı.

Müdür spor ayakkabı giyiyorlar diye derse almamış. Babasına ayakkabı alalım müdür derse almıyor demiş. Babası oğlum şu an param yok Pazartesi alalım demiş. Arkadaşına bunları anlatıyordu ben de ağzım ejderha ağzı kadar açık onları dinliyordum. Yerimde duramadım, çıldırdım.

Benim gibi bir adamı bile çıldırttılar. Ben demedim mi, önce Öğretmenleri eğitmek lazım diye. Elimde iki top fotokopi kağıdı ile beklediğim beş saatin hesabını henüz sormadım.

Bir de öğrencilerin spor ayakkabı nedeniyle okula alınmaması eklendi işte şimdi öğretmenler yandı.

Sayın Aydoğan , bunları duyuyor musun acaba ? Deniz manzaralı, klimalı odandan hep ahkam kesip duruyorsun. Yok şöle iş yaptık, böle iş yapacaz. Hayır sever iş adamını kucağına alıp havalara da kaldırdın...

Ben de ta Ankara?lardan geldiğine göre vardır bir güzelliği diye bekleyip duruyordum. Demek güzelliğin okulları kapattırmakmış.

Allah rahmet eylesin H.Ali Yücel?e kendi gitti sözü kaldı. Adam ta o günlerden görmüş bu günleri de onun içün söylemiş tarihi sözünü.

Sevgili Aydoğan hocam;

Afet öğretmen ve Cemil Midilli?nin eski müdürünün kulakları çınlasın...Onlar hocam kelimesini hiç sevmezlerde. Hocam dedim diye benim oğlanı okula kayıt etmemişti , hiç unutmadım.

Millet seferberlik yapıyor çocuklar okusun diye, senin müdürcüklerin çocukları okula almıyor.

Neden ?

Okula spor ayakkabısıyla geldin diye...

İlk defa Hasan Vardar (H.Tahsin) ağama hak verdim. Hani her sabah bağıra çağıra Opera sanatçısı edasıyla çığlıklar atıyor diye eleştiriyordum.

Valla hak verdim. Billa hak verdim..

Hatta geçen sabah sokak düğünlerini savunuyordu ona bile hak vereceğim geldi.

Bu İzmir?i medeniyetin Avrupa?nın bir parçası dedim çıktım ta köyümden taka, tuka arabalarla geldim.

Bizim köy bile buradan güzel. Kimse bağırmıyor, çığırmıyor, kimse ayakkabın spor demiyor. Hatta spor ayakkabı görseler abi gerçek NİKE mi diye hemen sorarlar. Sen de kasıla kasıla evetttttt dersin..

İzmir?in en kalite semtlerinde oturuyorum ( sanmayın böbürlenmek için söyledim, anlatmak için başka çarem yok... Alınanlardan özür dilerim ) , ne pazarım belli ne Cumartesim...

Bir Pazar sabahı yataktan korkuyla uyandım. Koşa, koşa balkona koştum. Bir de ne göreyim opera sanatçıları Şark Pazarı?nı seslendiriyor.

Helal olsun şu Opera Balenin yeni müdürüne diyecektim ki, çocuklar baba o eskici her zaman geliyor demezler mi ?

Eğer operanın yeni müdürü bir kez dinlese anında ekibine katar. Nasıl olsa Türkiye de çalışan iki zümre var.

Biri asker, diğeri polis...

Bu iki kurum çalışırsa, ötekiler yan gelip yatabilir, televizyon dizilerinde de oynayabilir. Arada sırada maaş almak için altı ayda bir işe gelseler yeter.

İşte bu ortamda eskici de eskileri toplamak bahanesiyle operaya gelse yeter hem sesi de gür. Sanki Pavorotti. Bir maaşta oradan alır.

Efendim çıtkırıldım sanatçılarımızı yerdim, onları üzdüm, onların konak meydanında ki onurlu ! mücadelelerine katılamadım, işte bu nedenle özür dilemiyorum.

Alsancak ta 17 yaşında çaresiz bir kız kendini 20 YTL karşılığında satmak için çalışırken, alın teri olmadan 15 asgari ücretten fazla maaş alan işe de gelmeyen sanatçıdan! Özür dilemiyorum.

Türkiye de yüzlerce askeri bando var. Konservatuar ayarında eğitim alıyor ve aynı eserleri seslendiriyorlar, üstelik askerlikte yapıyorlar. Peki onlar neden sanatçı değil ?

Şimdi bir de bunları tartışalım ve esas konu güme gitsin... Yok öyle...

Hasan Vardar ağam, bak buradan sana da sesleniyorum. Bu çocukları okula almayan müdürlere ve bir operada sen seslendirmezsen gönlüm kalacak.

Bizim esaslı bir hoca var senin için bizim deli oğlanı gördün mü bak nasıl yazmış bak nasıl kükredi felam deyip duruyor.

İşte anlayacağın Bekri Mustafa gibi meydan bir sana bir de bana kaldı.

İzmir de ki akıllılar hükümet düşürüp hükümet kurmakla meşguller. Bu kadar küçük işlerle onları rahatsız etmeyelim..

Bu haber 01/02/2009 tarihinde eklenmiştir.

Bu haberi paylaşın

Yorum Yaz

Bilgileriniz
Yorumunuz
Güvenlik Kodu

 
 
Üye Girişi
Albümler
 

Enstrumental Radyo
Reklam Radyosu
Türkçe Pop Radyo