Cinnet geliyorum, diyordu ve geldi. Fatih Altaylı?nın programına katılan iki genç kız Humeyni?yi sevdiğini, Atatürk?ü sevmediğini canlı yayında söyledi. İlk bakışta şok eden bu sözler kızların açıklamaları ile sosyal boyut kazandı.
Başörtülü kızlardan, Nuray Bezirgan: ? Benim fikirlerimi savunacak parti kurulamaz Türkiye?de. Zaten bu yasak. Benim fikirlerimi herhangi bir parti savunmaya kalktığı zaman parti kapatılır.
Müslümanlar haklarını elde etmek için gece gündüz çabalarlar. Birileri gelir parlamentonun azıcık bir özgürlük tanımlamasına bile Atatürk adına, Cumhuriyetçilik adına, demokrasi adına ne adına olursa olsun özgürlüklerimizi elimizden alır.
Ben tamamıyla özgür olduğum hak ve özgürlüklerimin kısıtlanmadığı bir sistem istiyorum. Mesela siz nasıl ki başörtülü hâkim bir hanımdan rahatsız olacağınızı söylüyorsanız ben sizin, mesela bu fikrinizin temelde Atatürk tarafından kurulan Cumhuriyet'te bizlerin hep tehdit olarak sizlere sunulmasından kaynaklandığını düşünüyorum.
Nuray Bezirgan: Sizin inancınız ne olduğu beni ilgilendirmiyor. Benim ilgi alanım değil. Kişi istediği dine sahip olur ya da olmaz ya da dinsizdir. Bu benim size ikinci sınıf vatandaş olarak göreceğim anlamına gelmez. Ama Fatih Bey siz başörtülü bir hâkimden rahatsız olduğunuzu söylüyorsunuz
Fatih Altaylı: Önyargılı olur diye rahatsız olurum.
Nuray Bezirgan: Tabii ki. Önyargınızın temelinde 85 yıldır yürütülen laik sistemin dayatmalarının olduğunu düşünüyorum. Biz hiçbir zaman özgür olamadık. Hiçbir zaman kendimizi ifade edemedik. Siz hiçbir zaman başörtülü bir hakim tarafından yargılanmadınız. Dolayısıyla bu şekilde düşünüyorsunuz.
Fatih Altaylı: Senin rejimden istediğin ne? Üniversiteye gitmen, kamusal alanda görev yapman dışında ne isteğin var?
Nuray Bezirgan:
Ben başörtümle birlikte sosyal hayatta da var olmak istiyorum. ?
Bu konuşmalar tüm haber sitelerinde Flash Haber olarak verildi. Haberin özü dehşet sözler, şaşırtan sözler olarak manşetlere yansıdı.
İlk bakışta bu kızların beyni yıkanmış izlenimi aldım. Sonra kızların diğer konuşmaları ile birleştirince daha geniş değerlendirilmesi gerektiğini düşündüm.
Türkiye de aile içi şiddet var? Evin babası eşini dövüyor, eşi çocuğuna tokat atıyor, çocukta kedinin kuyruğuna basıyor.
Kedi de bas, bas bağırıyor.
Türkiye?yi ve Türk Halkı'nı yönetemeyenler baskı ve şiddete başvuruyor. Sonuç toplumda cepheleşmeler artıyor.
İnsanlar birbirine düşüyor.
Türk ? Kürt çatışmasına zemin hazırlayanlar bunu başaramayınca, Müslüman ? Laik çatışmasını çıkardı. Bu oyuna Türkiye?nin en akıllıları olarak tabir edilen herkes güle oynaya geldi.
Türkiye artık Müslüman ? Laik bölünmesinin yansımalarına mercek tutuyor. Hâlbuki bu topraklar bir dönem Hilafetin merkeziydi. Dünyanın gözü İstanbul?daydı. İçimize sokulan casuslarla ülke bölündü.
İç savaş çıkarıldı. Günümüzde ülke olarak anılan topraklar bizim birer eyaletimizdi. Şimdi eyaletlerimizin yaşadığı dramı izlerken, Anadolu?nun bölünmesi için daha modern casusların cirit attığını anlıyoruz.
Eskiler basiret derlerdi, şimdiler ileri görüşlülük diyor. Bizde basiret ve ileri görüşlülük maalesef kalmamış.
Artık gördüğümüz tek şey var, o da birbirimizin eksik yönleri?
İki genç kız Fatih Altaylı?ya reyting malzemesi olurken, İran?ın Ortadoğu, Orta Asya ve Türkiye üzerindeki ciddi etkisini göz ardı ediyoruz.
İran, devlet imkânlarıyla Türkiye?ye güç, kuvvet verecek sinir uçlarına sirayet ediyor ve çocuklarımızı bile etkiliyor.
Bu olaylar hiçte yeni değil. Türkiye?de İran hayranı insan da az değil.
Türkiye kendine düşman, Humeyni?ye hayran bir nesil yetiştiriyorsa sorumluları bu ülkedeki etkili insanlardır.
Yönetenler demiyorum. Çünkü Türkiye?yi yönettiğini sananların yönetmediğini gördük.
Bunu son aylarda daha fazla hissediyoruz.
İnsanlarımız etki ve tepki formülü ile dengelerini kaybediyor. Bizlerde sadece seyrediyoruz.