Tam da yerel gündeme yoğunlaşmıştım ki, Genel Kurmay'ın ani çıkışı ile tüm programım bozuldu. Gazete manşetleri, e-muhtıra öncesi sessizliğine büründü. Çat pat yorumlar derken asker yanlısı gibi mesajlar dikkatlerimi çekti !
Şehit olan askerlerin yanında olmayan CHP, bu girişime geçer not vermiş. Daha dün kadar yakın bir tarihte Genel Kurmay'ı Amerika'nın güdümüne girmekle suçlarken, Ergenekon tutuklusu paşaların ziyaretine hep bir ağızdan "olumlu" dediler.
Hürriyet tüm yazarlarından birer cümle ile konuya Fransız kalmamaya çalışırken, Zaman Gazetesi, Başbakan'ın "Ziyaret İnsani" mesajını ön plana çıkardı.
Milliyet'ten Melih Aşık, Genel Kurmay'dan bu ziyareti / Jesti beklediğini açıkladı. Hatta bu jesti / ziyareti gecikmiş buldu.
Malum Ergenekon düşmanı ! gazetelerin genelinde suskunluk hakim.
Siz şimdi benim görüşümü de merak edersiniz. Ben doğrusunu yazayımda bilmeyen usta gazeteciler boynuz kulağı nasıl geçermiş görsünler !
Efendim Genel Kurmay başkanımız ilk sıcak mesajını TSK'nın en büyük kitlesi, tabanı Astsubay'lara verdi. 30 Ağustos resepsiyonuna Astsubay'ları da davet etti. Astsubay'ların smokin giyip giymediğini, Astsubay camiasını kimlerin temsil ettiğini öğrenemedik.
Öğrensek de değişen bir şey olmayacaktı.
Subay, Astsubay ilişkileri TSK içinde ve dışında hep tartışılır. Amir memur ilişkisi her kurum ve kuruluşta olmak zorunda.
Bu konunun tartışılmasını anlamlı bulmuyorum. Ancak İlker Paşa'nın TSK'daki psikolojiyi iyi takip ettiğini biliyorum.
TSK içinde emekli paşaların tutuklanması onur gurur meselesi olmuştu. Suçlu bile olsalar askerler polis tarafından tutuklanamaz, polisin eline bırakılamaz!
Emekli paşaların tutuklanması, TSK içinde, tartışılmaya başlandı. Askeri personelin büyük çoğunluğu olayları hazmedemedi. TSK'da dışa karşı meslektaş damarı kuvvetlidir.
Veya Ergenekon tutuklusu paşalar TSK içine mesajlarını ulaştırabilecek kadar ince kollara sahip. Bu gerçek gözardı edilmemeli.
İlker Paşa bu havayı iyi koklamış olmalı ki, bir ziyaretle tüm TSK personelini rahatlattı.
Olaylar kontrol altında, biz meslektaşlarımıza sahip çıkarız, siz rahat olun mesajı verdi.
Ziyaret bitmeden yapılan açıklamada ise; " Bilindiği üzere, dün olduğu gibi bugün de Türk Silahlı Kuvvetlerinin yargıya olan saygısı ve güveni tamdır.''
Buna halk dilinde bir taşla beş kuş vurmak deniyor.
Eğer vurulan kuşlar beş ise; üçüncü, dördüncü ve beşincileri de açıklamak lazım.
Tutuklu Paşalar TSK' da uzun yıllar görev yapmış ve görevlerinden de normal yolla emekli olmuşlardı. TSK içinde yüzlerce arkadaşı, binlerce birlikte çalıştığı personeli olduğu ve sıcak iletişimin devam ettiği bilinmelidir.
İddianamede ve medyada yer aldığı kadarıyla suçlandıkları olaylar çuvala sığacak gibi değil. Anlayacağınız mızrak çok uzun, hiç bir çuvla sığmaz.
Gelişen olaylar, suçlamalar, eldeki deliller, dinleme kayıtları insanın tüylerini ürperten cinsten. Hele teröristlerle işbirliği suçlamasının kokusu bile tutuklu paşaları Türk Halkı'nın gözünden siler atar.
TSK bu ithamlardan fazlasıyla etkilendi ve halk içten içe askeri derinden sorgulamaya başladı. Her şeyini güvendiği ordusu yanlış işler mi yapıyordu?
İçe düşen şüphe, öyle büyür, öyle büyür ki, hiç bir engel tanımayan, kine dönüşüyor. Taraf Gazetesi'nin yaptığı haberlerin % 5 bile doğru ise, içimizdeki güven kaleleri yerle bir olur.
TSK Türk Halkı'nın gönlündeki güven kalesinin onarılması için paşalara bir fırsat verdi. Bu fırsatı iyi değerlendirmeleri halinde Ergenekon dosyasında sürprizler olabilir.
Bakalım zaman kimi haklı çıkaracak, bekleyip göreceğiz.
İlker Paşa hızlı başladı. Sıradışı yönetim stratejisi daha modern ve profosyonel TSK için büyük açılım sağlayabilir.
Hatta toplumsal uzlaşmanın yerle bir olduğu günümüzde, İlker Paşa iyi bir harç olabilir.