Manşet: İZMİR'İN VE AZİZ KOCAOĞLU'NUN KURTARICISI...


İki top fotokopi getirin

Bu gün kızımı okula kaydettirdim. Kayıt öncesi okula telefon eden komşumuza, müdür yardımcısı gerekli belgeleri öğrenmek için okula gelmeniz lazım çok uzun işiniz var demiş. Bana anlattılar ben de dedim tam benlik bir konu hemen el atayım diyerek aldım ahizeyi elime...

Özellikle müdür baş yardımcısının oda numarasını tuşladım ama santrala döndüm. Santral görevlisi dediki, efendim hemen kağıt kalemi elinize alın ve yazmaya başlayın...

1. Diploma Fotokopisi

2.Nüfus Fotokopisi ve aslı

3.İkametgah Belgesi

4.Altı Adet Fotoğraf

5.Kazandı Belgesi

6.İKİ TOP FOTOKOPİ KAĞIDI

Fotokopi kağıdını duyunca hem şaşırdım hem de içimden cık cık çektim. Malum ben dünyayı yönetmekle meşgul olduğum için zaman ayıramadım. Amcası ben yazdıracağım ben yazdıracağım diyordu. Peki sen yazdır bakalım dedim. Belgeleri ve özenle hazırladığım fotokopi kağıtlarını verdim ve uğurladım ben ise döndüm dünya işlerine..

Aradan 45 dakika geçmemiştiki çocukların amcası telefon etti. Müdür beyin odasındayım beni yazdırmak için kabul etmiyor. İlla babası olması mevzuat gereği diyormuş. Al istersen sen konuş dedi. Ben de yok gerek yok ben o mevzuat meraklısı uydurukçu müdürü görmek istedim şimdi dedim.

Atladım sarı makam arabama ve geldim okulun önüne. Çocukların amcası şeker hastası baya morali bozulmuş canı sıkılmış. Ortalık ana baba günü kimin ne yapacağı belli değil. İşin en ilginç tarafı da her velinin elinde 2 top fotokopi kağıdı.

Fotokopi kağıdı eşliğinde sıra beklemeye başladık. Kağıtları bekledikçe elimde ağırlaştı. Dedim arkadaş bu memlekette PKK ortaya çıkmasında ne çıksın. İnsan çıldırır bu hengamede. Müslümana gavur eziyeti dediklerinden.

İş güzar kendi eğitime muhtaç eğitimcilere mi kızarsın ? Milli Eğitim Bakanına mı kızarsın ?Evlenip bir de üstüne üstlük çocuk yapan kendine mi kızarsın ? Kız babam kız... Her şeye kızdım ... Hepsi içimden, olan dişlerime oldu.

Önce müdür bey öpüyormuş sırasına girdik ve 40 dakika sonra geldi. Müdür bey dertlerimizi dinledi ve 10 dakika içinde ikinci sıraya girmek için onayı verdi. Boyumuza bosumuza baktı, beni beğenmedi göbeğim var diye ama yanımda başka bir bayan vardı onu çok beğendi Allah var ben de beğendim ama müdür beyin ilgisinden kadın beni farkedemedi.

Neyse çıkarken biliyorsunuz devlet bu okulları görmüyo aman yardım yapın ha demeyi de unutmadı. Tabiki hocam biz bir ömür devlet için çalıştık okul dediğin ne ki. 30 bin şehit verdiğimiz ülkemize okula yardım da ne demek, kölen olsun varımı yokumu Ziraat Bankasından alamadığım konut kredimi bile veririm dedim. Müdür şaşırdı anlamaya çalıştı ama genç hatunun etrafa saçtığı dikkat mesajları benim sözleri eritti gitti.

Neyse konuyu dağıtmayalım çıkar çıkmaz gömleğinin saçakları dışarıda taksi kahyası gibi biri geldi bizi azarlaya azarlaya sıraya soktu . Meğer oda öğretmenmiş, hemen korktum aman hocam sen iste hemen geçeriz dedim. Ben öğretmenlerden çok korkarım da..

Geçtik sıraya bir müddet sonra sırayı beğenmedi hocamız dedi yeniden yapıyorum ve beğenme sırasına göre dizdi sıraya. Önde güzel alımlı iki bayan sonrasında bizim tipler düzgün diye bizi aldı. Tam 39 dakika sonra sıra geldi. Girdik içeri bir de ne göreyim üç tane hatun mahkeme duvarı gibi oturmuş bir birlerine şakadan takıla takıla iş yapıyorlar. Bizden önceki güzel bayanın verdiği cevapları alaycı alaycı eleştiriyorlar.

İçerisi halkın getirdiği fotokopi kağıtları ile dolu. Benim ağzım durmaz dedim hayırdır dükkan mı açtınız? Yok hayır halk getirmiş işte dediler. Ya nasıl halk getirmiş telefonda mutlaka iki top fotokopi kağıdı getirilecek demediniz mi?

Dedik aslında da demedik gibi geveleme vaziyetleri bilinen şekilllerde gerçekleşti. Meğer bu hatun teyzeler okulun dernek yöneticileriymiş. Evraklarımızı incelediler yaptığımız işi ne kadar para kazandığımıza kadar hepsini sordular. Biliyorsunuz ben utangaçım öyle her şeyi milletin içinde anlatamam.

Dedim hanım abla sen prosedüre göre işlemleri yap detaylı ben size daha sonra anlatırım , siz şimdilik bu kadarıyla idare edin.

Tabiki dediler ve işlemleri yaptılar. Sonrada ne kadar yardım vermek istediğimizi sordular. Bana kalsa ben vermeyeceğim de, bizim çocukların amcası 20 ytl vereceğim ben dedi ve verdi.

Üç hanım teyze 20 ytl için olmaz ne kadar az dedilersede çok bilmiş amca benden bu kadar daha isterseniz hiç vermem dedi.

Kadınlar şöle bi baktı acep bunlar bir adam mı bize zararları dokunur mu acaba, Uğur Dündar gibi bişilermi gibilerinden inceledi. Bana sen ne iş yapıyon diye sordu...

Ben de serbest yazın dedim. Yani işin yok mu dediler. Hayır biz bazen bayramlarda ailelere yardım yapıyoruz sizi de yazalım yardım yaparız demezmi?

Cinlerim ve şeytanlarım başıma üşüştü. Dedim bre hanım teyzeler siz Güzin Abla mı oldunuz?

Bu işin prosedürü ne ise onu yapsanıza diye kükreyince hemen işi bitirdiler ve dışarı çıktık.

Yardım yapıp yapmadığımı merak ediyorsanız 20 YTL de olsa yine vatan için yardım yaptım.

Sonra elime verdikleri kağıtları doldur babam doldur, doldur babam doldur , doldurdum.. Sanki MİT benim kızı göreve alıyor gibi, iğneden ipliğe yazdım kodladım ve bir sıraya daha girdim.

Orada Allahtan işim az sürdü. 19 dakika. İncelediler kabul ettiler . Hele şükür derken şimdi bilgisayara gideceksiniz dediler. Gittik bilgisayar kaydına. Bir öğretmen abimiz oturmuş başına kayıt yapmaya çalışıyor.

Sıra almış başını gitmiş, sıcaklar bildiğiniz gibi....

Artık ben sabredemeyeceğim dedim ve sarı makam arabama atladığım gibi soluğu iş yerimde aldım. Ve bu satırları yazdım.

Edindiğim izlenim...

Eğitim sistemi çökmemiş, bitmiş, sıfırı tüketmiş. Eğer bu prosedür hastane de olsa hastaların % 40 ı telef olur.

Milli Eğitim önce kendi bünyesini eğitmeli diye düşündüm....Veeeeeeeee çocukların neden ikide bir beni terslediklerini de öğrenmiş oldum.

Bu haber 01/02/2009 tarihinde eklenmiştir.

Bu haberi paylaşın

Yorum Yaz

Bilgileriniz
Yorumunuz
Güvenlik Kodu

 
 
Üye Girişi
Albümler
 

Enstrumental Radyo
Reklam Radyosu
Türkçe Pop Radyo