Manşet: İZMİR'İN VE AZİZ KOCAOĞLU'NUN KURTARICISI...


Hem sever, hem de korkarız..

İlk askeri, bizim köyde Ahmet emminin evi yandığında gördüm. Askeri ciplerle geldiler Ahmet emminin evinin yarısını kurtardılar ve gittiler. Biz 5-6 yaşında çocuktuk ellerinde kocaman silahlarla gelmişlerdi. Çocukluk halimizle çok ilgimizi çekmişti. Köyün yaşlıları Cenderme dedikleri silahlı askerlerden pek korkuyorlardı.

Onlarla büyük bir saygı içinde konuşuyorlardı. Çocuk halimle olayları değerlendirmem mümkün değildi. Geldim anneme sordum. Annem dedi ki, oğlum biz cendermeden çok korkarız. Çünkü o İnönü döneminde gelir ve harmanda bizim ekinleri göbekli vergi memurlarıyla birlikte mühürler ve biz aç kalırdık.

İşte bu karı gılıklı millet sesini çıkaramadığı için gorkuyor demişti. Babamda sen çok biliyon vergi almasınlar da Ermeni gavuru gelip her şeyimizi elimizden mi alsın demişti.

Annemle babamın tartışmalarını çocukluk aklımla çok anlaşılır değildi ama hiç unutmadım...

İkinci defa askeri yakından görmem bizim köyün bakkalında oldu. Köye zaman, zaman cendermeler ilçeden gelir ve bir olay olduğunda hemen müdahale ederlerdi. Bende köyde pek bulunmazdım.

İzine geldiğim günlerdi. Köyün içinde cenderme cipi duruyordu. Cendermeler bakkala geldiler ve sigara istediler. Bakkal ?ın oğlu harp okulunda okuyordu. Babasının yanına dükkana gelmişti. Cendermelere sigarayı verdi. Cendermeler sigarayı alıp yürüdüler. Bakkalın oğlu arkalarından seslendi...

Asker, asker...


Cendermeler zınk diye durmuşlardı. Geri döndüler...

Dükkan kalabalıktı. Bakkalın oğlu , aldığınız sigaraların parasını ödediniz mi diye sordu. Hemen bakkal atıldı oğlum cendermeye ne parası , sen ne diyorsun hiç cendermeden para alınır mı ?

Ben ve bakkalın oğlu çok şaşırmış bir vaziyette bakakaldık. Köyün yaşlıları olayı duymuşlar hemen koşa, koşa geldiler yahu oğlum sen ne yapıyorsun hiç cendermeden para alınır mı? Biz seni okudu böyük adam oldu diye sevinirken sen geldin cendermeden aldığı sigaraya para istedin bizi çok üzdün dediler.

Bakkalın oğlunun cendermelerden para istemesi köyde olay olmuştu.

İşte ikinci asker görmem 16 yaşında bu şekilde olmuştu. Daha sonraki tecrübelerim ise askerlik süremde bol, bol oldu.

Kimse bizden kokmuyordu. Aldığımız sigaranın parasını vermemek ne mümkün. Arkadaşlar birliğin yanındaki meyve bahçesine girmişti , sahipleri geldiler ve komutana şikayet ettiler. Komutan ne kadar meyve aldılarsa parasını kendisinin vereceğini söyledi. Meyve bahçesinin sahibi gerçekten ve utanmadan parayı komutandan aldı ve gitti.

Hayatımda unutamadığım askerlik hatıralarımdan...

Bunları anlattım ki sevgili ? Yusuf İnan?ın Bir Paşa Nasıl Yetişir ? başlıklı yazısına karşılık yazı yazacaktım. Öncelikle yazıma giriş yapayım devamı sonra gelsin dedim, ama çenem düştü ve yazı uzadı...

Türk halkı askeri hem seviyor, hem de korkuyordu. Çocukluk hatıralarımı ve doktor arkadaşımın Jandarma karakolunda yaşadıklarını dinlediğimde Türk halkının askerden hem korktuğunu hem de saygı duyduğunun daha iyi anladım.

Doktor arkadaşım anlatıyor;

? Amcam akli dengesini kaybetmişti bu nedenle evi terk etmiş kayıplara karışmıştı. Babam ara sıra karakola gider ve amcamı sorarmış. Ben pratisyen hekim olarak Kırklareli?nde göreve başlamıştım. Babamla Menemen de buluştuk. Babam, Menemen?e gelmişken amcandan bir haber var mı Jandarmaya soralım dedi. Birlikte gittik. Görevli askerler sordu kim diyelim efendim ....

Ben de Doktor Zeynep deyin dedim. Karakol komutanı kapıda karşıladı. Bizi odasına davet etti. Ben oturdum babam oturmadı. Komutan buyur otur amca diyor ama babam bir türlü oturamıyor ve bana da komutanın karşısında oturulmaz diye işaret ediyor.

Komutan çok ısrar etti de babam oturdu. Bu seferde babam konuşurken ayağa kalkıyor, şapkasını önünde saygıyla tutuyordu. Derdimizi anlattık ama ben çok zor durumda kaldım.

Komutan da olayın gelişiminden huzursuz oldu ve bizi kapıya kadar uğurladı .

Karakoldan çıktıktan sonra babam kızım sen ne yaptın , komutanın karşısında oturulur mu diye de çıkıştı. Bir iki anlatmak istemişsem de babam beni dinlemedi. Her aklıma geldiğinde içim burkulur bir garip olurum ? demişti.


Şimdi geçmişten verdiğim iki olay gösteriyor ki Türk halkı askeri hem seviyor hem de korku derecesinde saygı duyuyor.

Bilinç altında yer alan bu düşünceler zamanın gelişmesi ölçüsünde silinip gitti desem de bizim gibi Anadolu çocukları her zaman karakola girerken, askeriyenin kapısından geçerken şöyle bir toparlanır ve öyle geçmeye devam eder.

Esas yazmak istediğim konu ? Bir Paşa Nasıl Harcanır ? başlıklı yazı olacaktı, giriş uzun sürdü. En kısa sürede, Bir paşanın nasıl harcandığını benden okuyacaksınız...

Bu haber 01/02/2009 tarihinde eklenmiştir.

Bu haberi paylaşın

Yorum Yaz

Bilgileriniz
Yorumunuz
Güvenlik Kodu

 
 
Üye Girişi
Albümler
 

Enstrumental Radyo
Reklam Radyosu
Türkçe Pop Radyo