Yerel Gündem gel biz de de günlük makale yaz dedi. Ben İzmir'i severim ya, Nazan Öncel gibi hay, hay dedim. Bir iki yazı gönderdim yayınlamadılar, bir daha gönderdim yayınlamadılar. Açtım telefonu ve sordum. Ağalarım hem gel yaz diyorsunuz, hem de yayınlamıyorsunuz, ne bu lahana turşusu, ne bu ne perhiz dedim. Bilirsiniz benim dilimde kemik yok. Eğer benden yazı istiyorsanız bunu baştan kabul edeceksiniz.
Ben sizin söyleyemediklerinizi, yazamadıklarınızı ve korktuklarınızı yazan bir kurbanım. Daha doğrusu idamlık adam gibi bir şey. Hani idamlık adamın son arzusu sorulur ve isteği de yerine getirilir ya siz de benim ilk ve tek isteğimi yerine getirin ve benim yazılarıma kızmayın...
Yönetimden haber geldi, diyorlar ki Yerel Gündem İzmir'in sorunlarını yansıtmayı hedefliyor. Türkiye gündemi zaten mankenlere teslim. Bari Yerel Gündem sağlam olsun.
Bakın ben hiç söz dinlemeyen biri olarak cidden etkilendim. İçim burkuldu ve özürlerini pardon yani açıklamalarını canı gönülden kabul ettim.
İzmir yazayım dedim ve başladım. Geçen ay Sayın ablamız merhum Fatma Saygın annemiz için mevlit okuttu. Davetiyeyi de bana iyi tembih ederek verdi. Ben bildiğiniz gibi dağınık olduğum için kaybettim. Gün gelince araya, sora mevlit okutulan camiyi buldum.
Cami sanki Hacı Bayram Veli gibi tıklım, tıklım. Mevlide gelenler caminin dışına taşmış. Yüzlerce insan ayakta mevlit dinliyor. Kadınlar meyve suyu ve lokma dağıtıyor. Çocuklar koşuşuyor kadınlar erkeklerle bir yerde mevlit dinliyor. İlginç bir manzara...
İzmir'in ablası, sanki bir derviş her kesimden, her görüşten insanı gündem dışı toplamış ve mevlit dinletiyor. Dinleyenler arasında tam tesettürlü hanımlarda var, kot pantolonlu genç kızlar da. Köylü Ahmet amca da var, doktorlarda var. Devlet memuru da var, Bürokratta. Milletvekili de var, halkta.
Hayatımda bu kadar uzun mevlit dinlememiştim. Ben dedim gider iki ilahi, bir kısa sure dinler gelirim. Akşam yemeği de yememiştim. Ha şimdi biter, ha şimdi derken hoca okudukça okuyor ve bir yandan da ekibine övgüler yağdırıyor. Hatta TRT den önümüzdeki mübarek gecelerde program yapmalarını istiyor. Yapacaksanız gözünüzün önünde biz varız diye de isteklerini mevlidin arasına sıkıştırıyor. Hocanın konuşmalarını dinlerken aklıma birden Of'lu hoca geldi.
Of'lu hocayı mevlit okumaya çağırıyorlar. Hoca bir asılıyor uzun hava misali, dinleyenlere mevlidi unutturuyor. Cemaat soruyor hoca nereli, nereli diye. Of'lu bunu duyarda cevap vermez mi? Tam reklam zamanı.
Asılıyor uzun havaya " Ofluyum Ya Rasulallahhhhhhhhhhhhhhhhhhhhhhhhhhhhhhhhhhhhh"
Bizim hoca da işte Of'lu hoca misali araya reklamı koyuyor.
Helal olsun hocaya sesi biraz çatallı, tiz ( ince ) seslerde de zorlanıyordu ama güzel dua okudu.. Allah kabul etsin.
Gelirken ve giderken taksici kardeşlerim baba eşlik ettiler. Onlar bile mevlit için beş kişilik temsilci göndermişler. Bilirsiniz tüm istihbaratlar taksicilerden alınır.
Geçen aylarda Yeni Asır gazetesi eski milletvekilini, yalnızlığın zirvesinde dağlarda koyun otlatırken görüntüleyip haber yapmıştı. Çoğumuz vay be falan demiş ve üzülmüş gibi yapmıştık. Hatta milletvekillerinin dönemi bitince insanların onu terk ettiğine inanmaya başlamıştık.
Saygın ablanın mevlidini gördüğümde bu tez çürüdü gitti. Hala o Sayın Bakanım, hala insanların ümit kaynağı, başları sıkışınca korkmadan kapısını çalabilecekleri bir devlet büyüğü.
İşte İzmir ile ilgili yazım, ister beğenin ister beğenmeyin. Ben Türkiye gündemini dalgaya alırken İzmir'e sıkıştırılmanın sıkıntısını yaşıyorum. O nedenle alışana kadar beni idare edin ...