Türkiye, her karış toprağının bedelini şehit kanlarıyla ödedi. Akif?in ? Kimi hindu, kimi yamyam, kimi bilmem ne bela ? dediği gibi, ülkemize çöreklenmek isteyenlere dersini vermiş ve topraklarımızı çiğnetmemiştik.
Altı asır hiçbir ayrımcılık yapmadan at sırtında dünyaya adalet götürmüş bir millet olarak insanlığa medeniyet öğretmiştik.
Aşiretten İmparatorluğa giden yolculukta devletin bekası için hükümdarlar, kardeşinden oğlundan bile vazgeçmişlerdi.
Fitne odaklarına koz vermemek için yapılabilecek hiçbir fedakarlıktan kaçınmamışlardı. Fitne odaklarının körüklediği ateşleri söndürmesini bilen feraset sahipleri zamanla bu kabiliyetini yitirdi.
Dış güçlerin sinsi faaliyetleri neticesinde kurt gövdeye girdi. Yıllarca vücuda giren kurda karşı mukavemet ettiler. Ancak ihanet şebekesi cephesini genişletmiş ve ülke genelinde isyanlar başlatarak asker içinde kargaşa çıkarmayı başarmışlardı.
Dış mihraklara maşa olan içimizdeki hainler vasıtasıyla bütünlüğümüz zedelendi . Halk yeniden örgütlenerek dış güçlerin elinde oyuncak haline gelen yöneticilerin dışında milli mücadeleyi başlattı.
Kurtuluş savaşı ile son noktanın konulduğu bu süreçten sonra, ülke savaş psikolojisini üstünden atmak için çalıştı.
?Yurtta Sulh , Dünyada Sulh ? sözü ile diplomasi döneminin önemi vurgulandı. Devlet Başkanı sıfatıyla tüm dünyaya verilen mesaj kolay kabullenilecek türden değildi.
Dünya halkları yatak odamıza kadar girmiş, topraklarımızı paylaşmış, kadınlarımıza, kızlarımıza, milli manevi değerlerimize saldırmışlardı. İçimizde acısı henüz tazeydi, ülke kocasız kadınlar, evlatsız analarla doluydu.
Duyguların intikam hislerinin zirvesinde olduğu bir zamanda Türk Halkı ? Yurtta Sulh , Cihanda Sulh ? sözü ile irkilmişti.
21. Yüzyıl dediğimiz medeniyetlerin zirvede olduğu bir dönemde aynı senaryo yine bizim toraklarımızda sergilenmek isteniyor.
Filistin bizim toprağımız, daha düne kadar bir Osmanlı Zabitinin Oğlu Yaser Arafat tarafından yönetilen Filistin aynı düşman güçler tarafından işgal altında.
Peygamberin köyü, Allah?ın evi Kabe yine aynı güçlerin baskısı ve kontrolü altında.
Irak, İran, Suriye ve dünya petrol yataklarının önemli bölümünü barındırdığı söylenen Güney Doğu Anadolu fitnenin kol gezdiği bizim topraklarımız.
Her karesi Mehmetçiğin kanıyla sulanmış bu topraklar hala Mehmetçiğin kanlarıyla sulanıyor. Öyle bereketli öyle mübarek topraklar ki bedelini ödüyoruz ama bir türlü tam değerini tutturamıyoruz.
Şehitlerimize ağlıyoruz, içi yanan annelerin feryatlarıyla inliyoruz. Hislerimiz, duygularımız çok hassas noktada, her an içimizdeki kor alevlenebilir ve Türkiye yangınların içine çekilebilir.
Büyük Atatürk en acı anımızda diplomasinin zirvesini işaret ederek ? Yurtta Sulh , Cihanda Sulh ? sözünü söyleyerek dünyayı şaşkına çevirmişti.
O feraset bu günde olmalı?
Kurt gövdeye girdi bunu inkar edecek bir kul yok. Yıllarca beraber yaşamış halklar şimdi birbirine düşman yapılmak isteniyor. İçimizde birlik ve düzen bozulmaya siyasi irade yıpratılmaya çalışılıyor.
Siyasi Parti liderleri birbirine düşmüş, TSK içine fitne sokulmaya çalışılıyor. Sivil Toplum Kuruluşları etkisiz hale getirilirken, halk lüks bataklığında boğuluyor.
Yardımlaşma duyguları yok ediliyor , ben tok olayım sen ne olursan ol felsefesi yaygınlaşıyor. Halk kendi içinde Alevi- Sünni, Laik - Anti laik, Sağcı - Solcu, Ulusalcı-Milliyetçi gibi suni bölünmelere sürükleniyor.
Eğitimli askerlerin samimi duyguları istismar edilerek çete konumuna düşürülüyor ve kamuoyunda askerin saygınlığı ve güvenilirliği zedeleniyor.
Gazetelerin manşetlerinde son günlerde bir Albay?a hırsız yaftası vurularak yargısız infaz yapılıyor. Sığınılan nokta da utanç verici. TSK, içindeki en küçük şüpheyi bile affetmiyor.
Bir Albay?ın aldığı iki daire onun hırsız olarak nitelenmesine yetiyor. İş dünyasında, derneklerin başında, odaların başında, kooperatiflerin başında eğitimi devlet tecrübesi olmayan buna mukabil servetleri ölçülemeyen, tartılamayan binlercesinin manşetlerde yeri yok.
Binlerce cinayet, binlerce sapık ilişki, binlerce yolsuzluk hiçbir zaman meslek ön plana çıkarılarak HEDEF haline getirilmiyor.
Binlerce farklı meslek sahipleri yolsuzluğa bulaşıyor ve kimsenin gıkı çıkmıyor. Manşetlere bu meslek sahibi , şu yolsuzluğu yaptı diye ilan edilmiyor. Ortada bir suçlu var ise manşetlerde kişi olarak yer alıyor.
Askere gelince TSK titiz, iftira da olsa fitne şebekelerinin menfaati için ; Sapık Yüzbaşı Çocukların Irzına Geçmiş
Hırsız Albay , Üç Tane Ev Almış
Daha onlarca mesnetsiz fitne kokan manşetler. Bu manşetler 5 şehidimizin haberinden daha önemli !
Kıbrıs için hop oturup hop kalkan gazetelerin manşetlerinde Kıbrıs Barış Harekatı ve bu harekatta şehit, gazi olan kimse yok.
Bir hafta içinde onlarca şehit verdik. Kimde ne değişiyor. İzmir?de Kıbrıs Şehitleri Caddesinde 20 Temmuz tarihinde bir bayrak bile dalgalanmıyor.
Valiliği arıyorsun resmi bir prosedürümüz yok. Belediyeyi zaten ilgilendirmiyor. Belediye Başkanı, Nazım?ın küllerinden gelecek oyların peşinde.
Şehit Aileleri Derneği Valilik binasından çıkarılıyor, Şehit Aileleri çalmadık kapı bırakmıyor, kendilerine sahip çıkacak bir el arıyorlar.
Vakıflar Genel Müdürlüğü?nden tık yok. Belediye Başkanı?ndan tık yok.
Ticaret Odası, Sanayi Odası?ndan tık yok.
Bu kadar vurdum duymazlığa rağmen onlarca askerimiz, polisimiz vatan için seve seve şehit oluyor.
Önümüzdeki hafta size bu anlattıklarımdan daha büyük skandalları açıklayacağım. Devletin kurumlarına çöreklenmiş devletin imkanlarını kendi menfaatleri için kullananların Şehitler söz konusu olduğunda nelerin arkasına sığındıklarını , uydurdukları mazeretleri tüm çıplaklığıyla sizlere aktaracağım.
Bir hafta daha sabır ediyorum, sizden de sabırlı olmanızı bekliyorum.