Manşet: İZMİR'İN VE AZİZ KOCAOĞLU'NUN KURTARICISI...


Fikir planında bölündük

Ortaokul yıllarımda Türkçe hocamız Rus Çarı ile yaveri arasında geçen bir olayı anlatmıştı. Rus Çarı yaverini ekmek almak için fırına gönderiyor. Yaver koşa koşa giderek büyükçe bir somun ekmek alıp geliyor. Çar, yaverine ekmeği bir hamlede yemesini emrediyor.

Yaver hiç düşünmeden ağzını açabildiği kadar açıyor ve ısırıyor. Tüm çabalarına rağmen ekmeği yemeyi başaramıyor.

Çar yaverine yeniden bir ekmek daha almasını emrediyor. Yaver koşa koşa gidiyor ve bir büyük somun daha alıp geliyor.

Rus Çarı ekmeği ikiye böldürüyor ve soruyor şimdi yiyebilir misin ?

Yaver yiyemeyeceğini söylüyor.

Ekmek üçe bölünüyor yine yiyemem diyor.

Ekmek dörde bölünüyor, yine yiyemem diyor...

Ekmek sayısız küçük parçalara bölünüyor.

Yaverde bölünmüş ekmek parçalarını teker, teker yiyerek bitiriyor.

Rus Çarı tarihi sözünü söylüyor:

"Türkleri bu ekmek gibi küçük, küçük parçalara ayırarak kolaylıkla yiyebiliriz."

Türkler tüm dünyada olduğu gibi Türkiye'de de sayısız parçalara bölünmüş durumda. Hepsinin ideali bir olmasına rağmen her biri ayrı kulvarlarda koşmayı hedefliyor.

Türk Cumhuriyetlerden ülkemize okumak için gelen öğrenciler iş başvurusu için gelmişlerdi. Her geleni işe aldım. Ofiste tam bir Orta Asya mozaiği oluşmuştu.

Kırgız, Türkmen, Kazak, Azeri ve Özbek ....

Bir gün ofise geldiğimde beş öğrencinin burunlarından soluyarak kavga ettiklerini gördüm. Çok şaşırmıştım. Biz Orta Asya denilince hepsi Türk olarak algılıyor hiçbirini diğerinden ayırmıyorduk.

Hepsinin ortak unvanı , Türk idi.

Ama onlar birbirlerini hiç sevmiyor, gerçek anlamda düşman gözüyle bakıyorlardı.

İşte o an Rus Çarı'nın yıllar öncesinden yaptığı planın Asya'da tuttuğunu anladım.

Ülkemizde ise bu plan yeni yeni belirginleşmeye başladı. Bölünmeler büyük hızla siyasi arenada yaşandı.

Çok partili döneme geçilmesi ile hızla bölünmeye fikir ayrılıkları yaşamaya başladık. Günümüze kadar gelen bölünmelerde: Sağcı-Solcu, Alevi-Sünni, Laik-Anti laik, Dinci-Ateist, Kürt, Laz, Çingene, Eşcinsel, Travesti, Lezbiyen, Asker-Sivil, Milliyetçi- Kominist, Tarikatçı, Nurcu, Müslüman-Modern Müslüman, Açık-Kapalı vs.

Şimdi tüm bunlar bölünme ve ayrılık belirtisi değil mi ?
Gelelim siyasi arenadaki bölünmelere:

Ülkücüler eski ve yeni olarak ikiye bölündü. Sonra Muhsin bey grubu. Tuğrul bey gurubu.

Hepsi ayrı bir derya olan ve bizim denize dökülen bu gruplar zamanla kin ve nefret çizgisini zorlamaya başladı.

Kimse kimseyi dinlemiyor, kimse kimsenin varlığına tahammül edemiyordu.

CHP Genel Başkanı Deniz Baykal kadar -söylemde bile olsa- adım atma cesareti gösterilemedi.

Baykal ne demişti. Ne olursan ol gel...

CHP yıllar sonra Mevlana felsefesini kendi ikbali için slogan olarak seçmişti. Ancak CHP'de; SHP, DSP ve Mustafa Sarışın olarak bölündü.

Demokrat Parti veya AP de; Anavatan, DYP, HYP ve daha birçok küçük parçaya bölündü.

Milli Görüş çizgisindeki siyasi partilerde kendi içinde bir çok bölünme yaşadı.

Türkiye mikro planda düşünce çizgisinde Rus Çarı'nın yaverine böldürdüğü somun ekmek gibi bölündü .

Hiçbir siyasi lider, bünyesinden kopan parçalar karşısında kalbini yumuşatamadı. Gelin dağılan harmanlarımızı toplayalım, küskünlükleri bir kenara atalım diyemedi.

Küskünler kendilerine sığınacak farklı menfezler ararken kimileri köpek balıklarına yem oldu, kimileri parti kurdu. Kimileri de dede olup torun torba büyütmeyi tercih etti.

Türkiye'de güçlü olamayan iktidar, yine güçlü olamayan muhalefeti ile dünya devletlerine ve onların çıkar planlarına karşı güçsüz düştüler.

MHP, Erciyes Dağı'nın eteklerinde " Büyük Kurultay'ı " toplanırken orada somun ekmeğin sadece bir kaç parçası vardı. Diğer parçalar birilerinin midesine gidiyordu. Eğer birilerinin midesine gitmeseydi Erciyes Dağı ülkücülere yetmezdi.

Eğer Türkiye mikro planda bölünmese ve halk birbirine düşmeseydi Filistin'de yaşanan katliama seyirci kalmazdık.

Her gün Güneydoğu dağlarında onlarca şehit vermezdik. Milli şairimizin dediği gibi :

"Girmeden tefrika bir millete düşman giremez, toplu vurdukça yürekler onu top sindiremez."

"Milletimde ihtilaf u tefrika endişesi,
Kuşei kabrime hattâ bîkarar eyler beni.
İttihad etmek iken savleti a'dayı def'e çaremiz,
İttihad etmezse millet, dağdar eyler beni."

Yavuz Sultan Selim

Bu haber 30/01/2009 tarihinde eklenmiştir.

Bu haberi paylaşın

Yorum Yaz

Bilgileriniz
Yorumunuz
Güvenlik Kodu

 
 
Üye Girişi
Albümler
 

Enstrumental Radyo
Reklam Radyosu
Türkçe Pop Radyo