Biliyorsunuz geçen hafta Buca Belediye Başkanı Cemil Şeboy hakkında yazacağım diye söz vermiştim. Sözümü yerine getirmek için birkaç günümü Cemil Şeboy’a ayırdım.
Cemil Şeboy üç dönemdir Buca Belediye başkanlığı yapıyor, araştırmalarım neticesinde Cemil Şeboy ile ilgili dişe dokunur yolsuzluk haberi bulamadım. Mimar olduğu için elinde kâğıt kalem çizmiş, işçiler arkasından yapmış.
Buca Belediye Başkanlığı dönemlerinde CHP’li Büyükşehir Belediye başkanı Ahmet Piriştina ile Aziz Kocaoğlu ile sorun yaşamış.
Başkanlığı döneminde iki sorun ön plana çıkmış; ulaşım ve çarpık kentleşme.
Ulaşım sorununu Aziz Kocaoğlu’na, çarpık kentleşmeyi de önceki başkanlara atmış. Bucalılara bakarsanız hayatlarından gayet memnunlar. Fakat Cemil Şeboy Buca’dan pek memnun değil. Onun önemli dertleri var!
Bunlardan ilki başkanlık sarayının penceresinden baktığında korkutan, içini burkan hatta moralini bozan Buca Cezaevi binası.
Cemil bey Buca Cezaevi’nden öyle etkilenmiş ki Yeni Asır Gazetesi’ne birçok kez manşet haber yaptırmış. Bilirsiniz Yeni Asır’ın efsane yönetmeninin manşetleri dillere destandır, hemen etkisini gösterir.
İzmir’in nadide güzel gazetecilerinden Şebnem Bursalı, Maliye Bakanı Kemal Unakıtan ile konuyu görüşmüş. Efsane yönetmen de bu görüşmeyi İki Cemil bir Kemal çözelim manşetini atarak Şeboy’u rahatlatmış, ama gerisi bir türlü gelmemiş.
Cemil Şeboy, Buca Cezaevi farklı bir kirlilik oluşturduğu için, şehrin dışına taşınmasını istiyormuş.
Rakipleri ise; Buca Cezaevi alanının büyük bir holding’e iş merkezi yapılacağını düşünüyor.
Bu düşünce akla da yatkın görünüyor. Eğer taşıma prosedürü yasalara uygun olmazsa, Buca Cezaevi Cemil Şeboy’un moralini 15 km öteye de gitse bozar!
Benden hatırlatması;
Cemil bey başkanlık yaptığı tüm dönemlerde Buca sakinleri ile gayet iyi ilişkiler kurmuş. Bir ara İzmir’in ablası Işılay Saygın ile gönül kırgınlığı yaşamış, bu kırgınlık hala da devam ediyormuş. Hâlbuki Cemil Şeboy, AK Parti gibi dini bütün insanların ilgi gösterdiği siyasi oluşumun içine girdi, Mevlana hazretlerinin heykelini de Buca’nın en tepesine dikti.
Kalp kırmak, gönül yıkmak, hele ısrar etmek, bu misyona yakışmıyor.
Bir de Yıldırım Ulupınar’ın aklına uyarak garip ilişkilere giriyor;
Tayyip bey bu blöfü yutmaz.
2007 Milletvekili Genel Seçimleri’nde İzmir’in en başarılı politikacılarını tasfiye eden DP’den başkan adayı olmak, aynı kaderi paylaşmak demektir.
Sayın Şeboy, Türkiye genelinde % 47 oy alan bir siyasi partinin İlçe Belediye başkanısınız. AKP'nin oy oranı her geçen gün artıyor, % 34’ten, % 47’ye yükseldi, şimdi ise % 58’lere doğru tırmanıyor.
Türkiye siyasi hayatında tüm dengeleri bozan bir gelişim söz konusu.
Siz bakmayın milletin sevmiyorum, oyum haram olsun lakırdılarına. Bu millet AK Parti’ye mecbur!
Baykal gibi rakibi olan bir siyasi parti, önümüzdeki yerel seçimde % 75’i yıkar geçer.
***
YILDIRIM ULUPINAR’A TEESSÜF EDİYORUM !!!
Ayrıca Yıldırım Ulupınar’a da teessüf ediyorum. Kendi partisinde Işılay Saygın, Burhan Özfatura gibi iki deneyimli politikacı varken, sen git bir ilçe belediye başkanına teklif götür. [Cemil bey siz üstünüze alınmayın] Bir de tüm medyaya haber ver.
İlahi Yıldırım Bey, sizin gibi tecrübeli politikacı bu çukura düşer mi’
Bak cevabı kayyum getirdi !
***
CEMİL BEY ENGELLİ VATANDAŞLARIMIZA VE KADINLARA DESTEK OLMUŞ
Cemil Şeboy başkanlığı döneminde engellilere özel ilgi göstermiş, kadın hakları konusunda da duyarlı çalışmalar yapmış.
Bir dönem savcı Zekeriya Öz’e özenmiş ve kendi belediyesinden 29 personelini yolsuzluk yapıyorlar diye şikâyet etmiş. Bu davranışı takdir ettim. Ne yalan söyleyeyim çok cesurca davranmış. Yalnız bir konu kafama takıldı. Onu sormak istiyorum.
Sevgili Cemil Bey,
Sizin 29 personel böyle bir yolsuzluğu yaparken siz neredeydiniz’ Bizim oğlanla tenis oynuyordum falan demeyin, en iyi istihbarat tenis oynarken elde ediliyor. Bana da Hülya Avşar söylemişti!
Bir diğer yolsuzluk olayı da Zeynep Özal’dan miras kalmış Jaguar olayı. Jaguar marka araba alınmış ve bu araç ailesi tarafından kullanılıyormuş. Ben bu konuyu önemsemiyorum. Eleştirenlerin kendileri olsa, bundan daha kalitelisini alırlar. Siz de Jaguar konusuna takılmayın.
Benim takıldığım konulardan ikincisi de, Cemil beyin yaptırdığı ve yaptıracağı heykeller.
Heykellerden ilki Ak parti terminolojisine ve hümanizme uygun Hz. Mevlana heykeliydi.
Bu günlerde yapımı devam eden heykel ise, eski partisi DSP’nin merhum genel başkanı Bülent Ecevit’e ait.
Bir de 28 Şubat’ın en hızlı paşası Çevik Bir Meydanı var…
Anlayacağınız Cemil Bey hedefe varmak için tüm yolları denemiş, şimdi de gemileri yakan ünlü İslam komutanı Tarık Bin Ziyad’a özeniyor.
Bence özenmemeli. Ak Parti rüzgârı kuvvetli esiyor. DP gibi halk tabanını tamamen yitirmiş bir siyasi oluşuma güvenip Burhan Özfatura ve Işılay Saygın’ın genel seçimlerde düştükleri hataya düşmemeli.
Buca’dan belediye başkanı olmayacaksa, ilk genel seçimde meclise girebilir. Ayrıca yerel ve genel seçimlerin birlikte yapılması da gündem de iken yılların siyaset adamı bu hatayı yapmaz.
Yaşı henüz genç, diyabeti de yoksa saç ektirebilir. Kendi yaptırdığı tenis kortlarında oğluyla teniste oynuyor. Böylece formunu da korur !
Buca’nın ikinci efsanesi olmak için tüm şartlar hazır, sadece sabırlı olmak lazım.
HASAN TAHSİN K. ERGENEKONCU TOLON PAŞA’YA ÜZÜLMÜŞ
Sevgili Hasan Tahsin K.’nın gündemi Tolon Paşa. Adı Ergenekon Terör örgütünün kurucu ve yöneticileri arasında geçen E. Orgeneral Hurşit Tolon’un doğum gününü kutlamış. Aslında 3 Ağustos’un Tolon Paşa’nın doğum günü olduğunu Sancar Maruflu cep telefonuna mesaj ile bildirmiş.
Hasan Tahsin de, adı onlarca faili meçhul cinayetle anılan Ergenekon terör örgütü yöneticisi olarak cezaevinde yatan Hurşit Tolon için;
Hurşit Paşa onca onurlu duruştan sonra içeride demiş.
Sayın Tahsin onurlu duruş; sayısız faili meçhul cinayet, askerlerimizi şehit eden terör örgütleri ile kirli ilişki ise, biz onursuz olalım.
Bize böyle onur gerekli değil.
Size 2004 yerel seçimlerinde MHP Büyükşehir Belediye Başkan adaylığı için kapı aralamış ve siz bu desteğe vefa göstermeye çalışıyorsanız, bunu anlarım. Başka hiç bir mazeret sizi haklı çıkaramaz.
Ayrıca sizi ve İzmir’i yakından tanıyan biri olarak o dönemde nasıl oldu da üyesi bile olmadığınız MHP’den İzmir Büyükşehir’e aday gösterildiniz’
Bu olayın perde arkasını Sayın Musavat Dervişoğlu ve sizden bekliyorum. İzmir kamuoyu da olup biteni mutlaka merak ediyordur.
Yaş gününü hatırlamadığınız için üzüldüğünüz Tolon Paşa’nın etkisi olmuş muydu’
***
M.ALİ SUSAM’A TEBRİKLER
Sayın Susam bizi çok yakından takip ediyor. Çıkan yazı ve haberleri de anında tekzip ediyor. Bu ilgisi için kutluyorum. Ancak hatırlatmak istediğim bir husus var. Eğer Sayın Susam’ın hedefleri göründüğü gibi büyük ise, eski takıntılarını bir an önce çözmeli. Özellikle İzmir Halkı’nı doğru bilgilendirmelidir.
Ayrıca, Aydın Doğan gibi güçlü medya patronu ile dost olmaktan neden korktuğunu anlayamadım. Benim Aydın Doğan ile böyle bir yakınlığım olsa meydanlara çıkar haykırırım!
İnsanın güçlü dostları çok olunca kıymetini anlamıyor demek ki
EMİN ALICI’YA KARA TEBRİK
Adı onlarca yolsuzluk olayı ile anılan olay Dokuz Eylül Üniversitesi eski Rektörü Emin Alıcı, bilim adamı nezaketinden mahrum. Yeni seçilen Rektör Prof. Dr. Mehmet FÜZÜN'e devletin verdiği makamı teslim etmeyerek kaçmış.
Ailecek kendilerine özel inanışları olduğu söylentileri hep yazıldı çizildi. Bu konu beni hiç mi hiç ilgilendirmiyor. Beni, yolsuzluk suçlamaları ve rektörlüğü döneminde kendi şirketlerine verdiği ihaleler ilgilendiriyor.
Şirketinin Medikal sektörün büyükleri içinde yer aldığı biliniyor. Alıcı adına medikal sektörde markası bulunan eski rektör Alıcı, son bir hamle yaparak kendini şaibelerden kurtarmalıdır.
O bu cesareti göstermiyorsa bir cesur savcı daha bulunmalıdır.