Manşet: İZMİR'İN VE AZİZ KOCAOĞLU'NUN KURTARICISI...


Amerikanya aşkı

Ramazan ayı münasebetiyle Bush hazretlerini Müslüman yapmak için gittiğimiz Amerikanya'dan başarısız olarak döndük. Biz bir deli aşık olarak gittiğimiz Amerikanya kapısında Bush hazretlerinin gözlerindeki şehvete vurulmuştuk.

Aşkımızı ona nasıl vurulduğumuzu anlattık, ama Bush hazretlerinin gönlünde başka aşkları olduğu için bize yüz vermedi.

İçinde bulunduğumuz coğrafya aşklarıyla ünlüdür. Hz. Mevlana Şems'e , Ferhat Şirin'e , Köroğlu Bey kızına, Mecnun Leyla'sına biz de Bush hazretlerine aşığız.

Bilirsiniz aşıkların hiçbiri maşukuna kavuşamamıştır. Bizim de Amerikanya'ya kavuşmamız mümkün görünmüyor.

Kız evi naz evidir derler, işte gittik ve istedik. Aşkımızı , kinimizi, sevgimizi hepsini anlattık ama el oğlu Nuh diyor Peygamber demiyor. Hepberaber gördük.

Gönderdiğimiz elçi de Hacivat Çelebi gibi oyuna getirilmişse yapacak bir şey kalmıyor zaten.

Amerikanya ziyaretimiz gazete manşetlerinde alaycı bir üslupla yer aldı. Zamanında bir köşeye kurulmuş ve de çok bilmişler de üfürüp durdular.

Ey ülkem siz ne gazete manşetlerine ne de köşe yazarlarına inanmayın. Televizyon dizilerine, Polat Alemdar'a da bel bağlamayın.Bu işin sırrı sizdedir, hatta bizdedir.

Biz içimizde Cumhurbaşkanı ile kavga ederken, Muhalefet Başbakanla kavga ederken, Üniversite hocaları türbanlılarla oyalanırken bizi dünyanın hiçbir ülkesi dikkate almaz.

Genel Kurmay Başkanı çıkıyor diyor ki ' En büyük tehlike İrtica'dır , bölücülüktür.' Amenna saddakna. Bizce de öyledir.

Bu ülkenin polisi var, askeri var, savcısı var, hakimi var. Allah'a şükür yasalarımız da var. Madem bu kadar varlar içinde neden hala sorunlarımızı televizyon ekranında ve gazete manşetlerinde çözüyormuş gibi yapıyoruz ?

Eğer yasalara uygun olmayan bir yapılanma var ise devletin savcıları dava açsınlar. Devletin istihbarat teşkilatları tam tekmil çalışıyor. Mit denilince istihbarat denilince bu milletin ödü kopar. Bu örgütler çalışsınlar ne var ne yoksa döksünler ortaya ve hukuki olarak ne yapılması gerekli ise yapılsın.

Bakınız Sayın Büyükanıt Paşam ne yaptı. Bir elma çalanın bile hakkında dava açtırdı. Verdiği mesaj açıktı. Askerin içinde hiçbir yolsuzluğa geçit vermeyiz.

Peki Paşam Türk milletinin gözünde bir asker hayali vardı. Siz bu davranışınızla o hayali yıktığınızın farkında mısınız ?

Askerin yolsuzluk diye nitelenen o olayları tel örgünün dışında sevap (!) bunu biliyorsunuzdur umarım. Ben bir garip Computerman olarak askerin en olmadık olaylarla yaralanmasına gönlüm razı değil.

Neyse konuyu dağıtmayalım. Amerikanya'ya Baykal hazretlerini göndermiş olsaydık netice değişmezdi. Biz önce içte bölündüğümüz bin parça halden kurtulmalı ve içimizde birbirimize saygımızı yeniden kazanmalıyız.

Milli davalarda birleşmeli, menfaat için eli kolu, çoluğu çocuğu ateşe atmamalıyız.

Eğer biz içte bölünmelere bir son vermezsek bizi ne Bush ne de dünkü aşiret lideri Talabani dinler. Kendimiz çalıp kendimiz oynarız. Birbirimize kızıp, en güzel kim öfkeleniyor diye televizyon ekranından bakarız.

Sahi sizce en iyi kim öfkelenebiliyor?

Sayın Baykal mı, Büyükanıt Paşa mı , İlker Paşamız mı ? Bahçeli mi ?

Bu haber 04/02/2009 tarihinde eklenmiştir.

Bu haberi paylaşın

Yorum Yaz

Bilgileriniz
Yorumunuz
Güvenlik Kodu

 
 
Üye Girişi
Albümler
 

Enstrumental Radyo
Reklam Radyosu
Türkçe Pop Radyo