İzmir AKP iktidarının en zayıf olduğu bir il olarak normal hayatına devam ediyor. Muhalefet partileri ve İzmir'in etkili çevreleri AKP'nin İzmir'de taş oynatmasına bile izin vermiyor. İl yönetimi kendi içinde mutlu ve huzurlu . Zaman zaman medya önünde İzmir de AKP oy oranını artırdı, birçok konuda başarı elde ettik açıklamaları ile avunmaya devam ediyorlar.
Yaptıkları ve gittikleri bir yer olmadığını alenen biliyor.
İlk icraatlarını kendi içlerindeki çatışmaları bitirme projesine ayırmışlardı. Ve kurucu üyeleri bir bir yönetimden uzaklaştırdılar. Sekreterler hariç AKP İzmir baştan aşağı yenilendi. Şimdi yeni il yönetimi kulisleri ile meşguller....
Alsancak Devlet Hastanesi Başhekimini birkaç kez görevden aldılar ama Aslan Bey Aslan gibi geri döndü. Eğer ortada bir haksızlık ve yetersizlik var idiyse siyasi irade iradesini ortaya koymalıydı. Koyamadı ve gülünç duruma düştü.
İl yönetiminde sağlık işlerinden sorumlu bir il başkan yardımcısı var Mustafa Özkent . Kendine göre de bayağı ciddi çalışıyor. Tüm sorunları anında çözüyor, çözdüğünü söylüyor en azından. Devletin istihbarat teşkilatı sanki Mustafa Özkent'e çalışıyor. İzmir'in tüm sağlık sorunlarına hakim ve tüm personeli özel hayatlarına kadar biliyor.
Kendisini kutluyorum. İnsanın kendinden bu kadar emin olup da bu kadar çelişkilerle dolu olması gerçekten kutlanacak bir durum.
Buca Hastanesi Zaman Gazetesi'nde çıkan yolsuzluk haberleriyle çalkalandı, hala da çalkalanıyor. Gazetecilerin elinde birçok dosya her an yayınlanacak şekilde dolaşıyor.
Alsancak Devlet Hastanesi'nde mesai doktorlar ve idari personel için 15.30'da bitiyor. Maaşlar tam alınıyor ve herkes görevini yapmanın huzurunu yaşıyor.
Şimdi hekimler diyecek ki, eyvah yine bize taktılar ve bizi suçlamaya başladılar. Şunun bilinmesini istiyorum ki kimseyi suçlama peşinde değiliz. İnsanları suçalayarak birşey kazanacak da değiliz.
Eğer bir görev var ise ve devletin görevlileri devlete karşı sorumlu olduğu kadar halka karşı da sorumluysa, görevlerini yasalara ve kurallara uygun yapmalılar. Yapmıyorlarsa ve insanlar devlete vergi ödemek için canla başla çalışıyor ve ödüyorlarsa, hesabını sorma hakkını da elde ediyorlar demektir.
İzmir, Universiade beklentisi ile uzun bir müddet ümitlendi. Tüm ümitleri boşa çıktı. Kemeraltı Çarşı esnafı günlerce İngilizce çalıştı, ama beklediğinin 1/50'ini bile alamadı.
Şimdi ise fuar beklentisi ile moral bulmaya çalışıyor. Fuar, eğer ticaret varsa para ve mutluluk getirir. Piyasada para yoksa fuardan bir gelir beklemenin anlamıda yok. Sayın Maliye Bakanı İzmir'e teşrif etmişti ve o güzel üslubuyla: " Kimse karamsar tablo çizmesin " buyurdu...
İş dünyası batıyorsa ÇOK ŞÜKÜR BATMADIK MI DEMELİ Sayın Bakanım ?
Universiade'den İzmirli kaç şirket nemalandı ? Hangi esnafın cebine ne kadar para girdi ?
Tanktan bozma belediye otobüslerine takılan 250 klima dışında İzmir'de hiçbir değişim olmadı. Bir de İzmir gelin gibi süslendi ve Osmanlı dönemi ihtişamı ve gösterişine benzeyen Lale devri olarak da nitelendireceğimiz görsel efektler yaşadı İzmir...
Başka bir gelişme yok.. Ticaret Odası tarafından çevre düzenlemesi yapılan Kadifekale'yi de saymazsanız İzmir'de değişen birşey yok...Bu arada Ticaret Odasına Kadifekale için teşekkür ediyorum. İzmir'in namusunu kurtardı. Turistlere gülünç olacak şekilde anten direği ve tahtaya asılmış Türk Bayrağı'nın ağlayan sesini dindirdi.
Yeni Valimiz de ilk icraat olarak bu açılışı yaptı ve yüreğimize su serpti.
İzmir'de artık bir şeylerin somut olarak değişmesini bekliyoruz. Ulaşım , sağlık, emniyet ve ticaret....Ve de huzur...