Yıllardır önünde diz çöktükleri Erbakan Hoca'dan şimşek hızıyla kopan yenilikçiler AKP'yi kurdu. AKP Türkiye'de siyasal yaşamın iflas ettiği bir dönemde çıktığı için kısa sürede ilgi odağı oldu.
Medya, AKP için ölü bir doğum teşhisi koydu. Liderler.Net sitesinde yapılan anketlerde % 34 olumlu oy alması Reurters haber ajansının dikkatini çekti. Türkiye dışında bir anda büyük şok yaşandı.
O dönemde hiçbir siyasi oluşum % 2 olumlu oy alamazken % 34 oy inanılmaz bir gelişmeydi. AKP bir anda dünyanın ilgi odağı oldu.
İlk seçimlerde tüm engellemelere rağmen önemli bir başarı elde etti ve tek başına hükümet oldu. Tecrübesiz siyasetçilerle kurulan bir siyasi oluşum ve sonrasında tecrübesiz vekillerle kurulan bir hükümet olarak çalışmaya başladı.
İnsanlar ezilmişliklerini, uğradıkları haksızlıkları telafi edecek düşüncesiyle gözleri AKP' de hayatlarını devam ettirmeye başladılar.
AKP hükümetinin her attığı adım eleştirilere, medya saldırılarına maruz kaldı. Bürokrasiyi uyumlu çalışır hale getiremediler.
Deniz Baykal'ın kadrolaşıyorlar feveranları arasında taş üstüne taş koyamıyorlardı. CHP, Mehmet Moğultay zamanında yaptıkları kadrolaşmalarını, adliyedeki ele geçirme planlarını unutturarak saldırabildiği kadar saldırdı.
Neden sonra tecrübeli bakanlardan İç İşleri Bakanı Aksu ilk adımları atmaya başladı. Vali ve Emniyet Müdürlükleri derken diğer bakanlıklarda da ufak da olsa çalışmalar başladı.
Yıllarca mağdur edilen bürokratlar kendi düşüncelerine yakın bir siyasi partinin döneminde devlete hizmet etme imkânını elde edecekleri düşüncesine kapıldılar.
Birçoğu CHP ve DSP hükümetleri döneminde Türk halkını kendi içinde bölünmeye götüren partizanca davranışlarla görevlerinden alınmışlardı.
MHP iktidarında görevlerinden alınan birçok eski ülkücü de aynı şekilde gözlerini AKP hükümetine çevirdi. Umudun adı R.Tayyip Erdoğan oldu.
Sağ ve Sol ne kadar dürüst ve ne kadar mazlum bürokrat, memur varsa umutlarını R.Tayyip Erdoğan'a bağladı.
AKP bu beklentileri boşa çıkardı. Bırakın tüm sağdaki mağduriyeti gidermeyi kendi tabanını bile küstürdü.
"Bizim dönemimizde devletin memurları arasında ayrım yapmayacağız." sloganı ile bürokrasideki olumsuzluğu bir kat daha artırdı.
Hastanelerde kuyruklar azalmadı, yönetimlerin yetersizlikleri ve koordinesizlikleri nedeniyle hastaneler verimli çalışamadı. Hekimlerle girilen polemikle sağlık çalışanlarında moral bozukluğu yaşandı. Birçok hastahanede bebek ölümleri ve hekim ihmalleri arttı.
Sağlık malzemelerinin alımında büyük yolsuzluklar oldu. Konya kökenli bir firmadan alınan sedyelerin ne freni ne de korkulukları vardı.
Milyonlarca uygun olmayan brolür alınarak hastanelerde çocuklara işkence edildi. Hala birçok hastanede bu işkence devam ediyor.
İzmir'de bir hastane başhekimi hakkında sayısı bilinemeyecek kadar soruşturma açıldı. Başhekim tüm soruşturmalarda aklandı. Birilerinin koruduğu öne sürülen soruşturmalarda müfettişlerin biri gitti biri geldi.
Bir başhekim yardımcısının medya yoluyla yaptığı ihbar neticesinde işler çığırından çıktı. Gelen müfettişler aylarca çalıştı ve hiçbir şey yok diyerek gittiler.
Son olaylardan sonra İzmir' de hastane başhekiminin görevden alındığı haberi yayıldı. Başhekim rapor alarak atamayı durdurdu.
Bir başka rivayetle bir AKP milletvekili istifa ederim tehdidiyle atamayı durdurdu.
Yolsuzlukları, haksızlıkları ortadan kaldıracağını söyleyen AKP hükümetinde de tutarsızlıklar görülmeye başladı.
Eğer o hastane başhekimi yolsuzluk yaptıysa müfettiş raporu ile de sabit ise görevden alınarak adalete teslim edilmeliydi.
Bir AKP milletvekilinin istifa ederim tehdidi doğru ise AKP'de de yolsuzlukların, adaletsizliklerin içinde olduğu aşikârdır. Değil ise gereken yasal işlem yapılmalıdır.
Eğer bu hastanede yolsuzluk yok ise neden bu hastane, hastane personeli tedirgin edildi ve insanlara hizmet vermesi gereken bir kurumun sağlıklı çalışması engellendi?
Tüm bu soruların cevabını halk merak etmiyor mu sizce?
Mersin' de rüşvet almaması ile ün yapmış bir müdürü görevden alarak KESK sendikasına kayıtlı bir müdür atamak gibi önemli hizmetleriniz de var.
Keskli derken yanlış anlaşılmasın. Devletin memurlarına ve yasal örgütlenmelere karşı olduğum anlamına gelmesin. MHP hükümetinin yaptığı hatanın çok benzeri bu uygulamalar size mutlaka oy olarak dönecektir.
İzmir, Türkiye'nin Avrupa'ya açılan kapısı iken insanların sokağa çıkamayacakları bir kent haline gelmesinde AKP hükümetinin hiç mi katkısı yok?
Milli Eğitim Bakanlığı bünyesindeki atamalar da gerçekten komediye dönmüştü. Her okula iki müdür.
Biri yeni, diğeri eski?
Sözün özünü söylemek gerekirse, gözü AKP Hükümetinde olan tüm sağduyulu insanlar hayal kırıklığına uğradı. İl yönetimlerinde yaşanan trajik olaylar, teşkilat başkanının ben ne dersem o olur tavırları halkın gönlünde yara oluşturmaya devam etti.
Sivil Toplum Kuruluşları'nın dikkate alınmaması , çıkarılma sözü verilen Şehitlik Kanununda somut hiçbir adım atılmaması da AKP karnesinde zayıfların arttığının göstergesi.
AKP hükümetinin en büyük hatası, tabanı olmaya gönüllü sağduyulu insanları kenara attığını görememesidir.
Bugüne kadar gelen hükümetlerin de hastalığı ve hatası AKP hükümetini doğurmuştu. Bakalım gelecek neye ve nelere gebe? Zaman ilerledikçe ve ömrümüz olduğunca göreceğiz